ALAMET-İ KIYAMET (2016)

“1999 yılına bir de böyle bakın!”

Geçen yıl Mihrez: Cin Padişahı filmiyle Türk korku sinemasına giriş yapan Doğa Can Anafarta’nın yazıp yönettiği ikinci filmi Alamet-i Kıyamet‘in müzikleri de ilk filmde olduğu gibi yine Temel Zümrüt’e ait. Asteros Film’in yapımcılığını üstelendiği Alamet-i Kıyamet‘in görüntü yönetmenliğinde Mehmet Başaran, başrollerinde ise Büşra Çubukçuoğlu, Doğuş Gündemir, Murat Onuk, Müge Esmeray, Funda Ersin, Belgi Saygı, Enis Zeytinler, Sedat Savtak bulunuyor. Rosemary’s Baby (1968), It’s Alive (1974), The Seventh Sign (1988) ve Devil’s Due (2014) gibi filmden esintiler hissedilen Alamet-i Kıyamet’te özellikle Büşra Çubukçuoğlu’nun performansı oldukça etkileyici.

Yalnız yaşayan ve geçinmek için bir et fabrikasında işçi olarak çalışan Elif, kendinden yaşça büyük zengin bir adamın sevgilisidir. Adamın eşini boşamaya da, Elif’le evlenmeye de niyeti yoktur ancak Elif’i kaybetmek istememektedir. Otel odalarında vakit geçirmekten sıkılan Elif’e bir apartmanda daire tutar ve çok istediği arabayı ona hediye eder. Ancak tuttukları apartmandaki komşuları oldukça gariptir ve Elif kısa bir süre sonra sevgilisinden hamile kaldığını fark eder. Sevgilisinin telefonunun kapalı olması ve komşuların gittikçe Elif’in hayatına müdahil olmaya yönelik yakınlaşma çabaları ile olaylar karmaşık ve korkutucu bir hal almaya başlar.

Hristiyan ve İslam inançlarında yer alan kıyamet alametlerinden yola çıkan film, 1999 yılında geçmekte. 99 İstanbul depreminden güneş tutulmasına değin o yıl yaşanan birçok doğa olayı da filmin içerisine ustalıkla yerleştirilmiş. Bu olayların bir kısmı televizyon haberi olarak verilirken, bir kısmı görsel olarak verildiğinden çok daha etkileyici ve gerçekçi bir film ortaya çıkmış.

Anafarta’nın ilk Türk korku filmi Mihrez: Cin Padişahı‘nda olduğu gibi yine içerisinde yaratıcı fikirler ve bağlantılar bulunan bir senaryo ile yola çıkan Alamet-i Kıyamet’te büyüden alkarısına, satanist tarikattan kıyamet alametlerine, deccalden cinlere değin Türk korku sinemasında yer alan birçok öge senaryoya ustalıkla iliştirilmiş durumda. Senaryonun ustalıkla yazılması bu öğelerin birbirleriyle olan bağlantılarının oldukça akılcı kurulmasıyla sağlanmış. Yalnız filmde satanizm-kara kedi kurban edilmesi, alkarısı-erkeklerin öldürülmesi konularında bilgi hataları bulunuyor. Satanizmin kurucularından Anton Lavey’in hazırladığı Satanic Bible’da da bahsi geçtiği gibi, satanistler ilah derecesinde kutsal addettiği için ayinlerinde insan ya da hayvan kurban etmemektedir. Halk inançlarında Alkarısı’ndan korunma için; Prof.Dr.Özkul Çobanoğlu’nun “Türk Halk Kültüründe Memoratlar ve Halk İnançları” kitabında da değindiği gibi “hamile ve loğusa kadınların yanında çocuk da olsa erkek bulundurmanın alkarısının eve girmesini önleyeceği” ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Dolayısıyla filmde kullanılan bu unsurlarla ilgili hatalı kullanımlar söz konusudur. Buna rağmen Alamet-i Kıyamet, oldukça akıcı bir anlatıma sahip ve her dakikası gerilim öğeleriyle donatılmış durumda.

Filmde No:72 olarak geçen apartmanın dekorasyonu eski Amerikan filmlerindeki evlere benzeyen bir atmosferle tasarlanmış. Duvar kağıtlarının koyu renk ve desenli oluşu filmin büyük bir kısmının geçmekte olduğu apartman dairesine oldukça klostrofobik bir hava katmış. Birçok Türk korku filminin müstakil bir evde geçmesinin aksine filmin apartman dairesinde geçmesi ve “meraklı komşular”ın filme dahil olması, filmin birkaç kişi arasından sıyrılıp kalabalık bir topluluğa geçişini kolaylaştırmış, böylelikle film yalnızca Elif’in hikayesi olmaktan da sıyrılmış.

Filmde İslami söylem dikkat çekmemekle birlikte, filmde yer alan imam karakteri herhangi bir rahip ya da haham karakteriyle istendiği takdirde rahatlıkla değiştirilebilecek bir konumda yerleştirilmiş. Dolayısıyla imam karakterini İslami bir figür olarak değil, semavi dinleri temsil eden bir karakter olarak görmek gerekiyor. İslami korku filmleriyle kıyaslandığında Amerikan Sineması etkisi ağır basıyor.

Alamet-i Kıyamet‘in görsel efekt ve makyajları da Türk korku sinemasında yer alan birçok amatörce çekilen filmden kolaylıkla sıyrılmasını sağlayacak ölçüde etkileyici. Mekandan ses tasarımına, senaryodan görsel efektlere değin başarılı ve yer yer izleyiciyi koltuğundan sıçratacak bir film Alamet-i Kıyamet.

Not : 7,5/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.