“Dalkıran Sineması Araf’ta Kaldı”

DFGS yapımcılığında çekilen, adı öncelikle Araf 3: Kitab’ül Azazil adıyla duyurulan, sonrasında ise yasal zorunluluklar nedeniyle Araf 3: Cinler Kitabı olarak değiştirilen, ilki 2006, ikincisi ise on üç yıl aradan sonra bu yılın başında gösterime giren Araf 3’ün yönetmen koltuğunda, serinin diğer filmlerinde olduğu gibi Biray Dalkıran oturuyor. Filmin senaryosunda ise Dalkıran’ın yanı sıra Türk korku sinemasının İslami referansa geçişini sağlayan Büyü (2004) filminin ve Biray Dalkıran’ın geçtiğimiz yıl vizyona giren Crosbreed (Melez) (2018) filminin; Lohusa Ümmü Sübyan, Karabasan, Siccin Amel Defteri, Büyü Lanetin Şafağı, Vesvese gibi Türk korku romanlarını da kaleme alan Şafak Güçlü’nün imzaları bulunuyor. Görüntü yönetmenliğini Cihan Kahraman’ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Mehmet Baştürk, Çağla Erdimen, Emre Özmen, Sevgi Akoğlu, Ufuk Başar Can, Sercan Elikara, Nizamettin Özkaya, Biray Dalkıran, Asuman Şener Dalkıran, Selda Aktuna, Furkan Düzen, Fatih Hasanoğlu, Gönül Gezer gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu kardeşinin hastalığını yenmek adına cinler aleminde kapı açan Nihal ve arkadaşlarının yaşadıkları korku dolu olaylar oluşturuyor. Arda henüz sekiz yaşındayken şeytana tapan güçlü bir cin tarafından ele geçirilir. Nihal kardeşini oldukça güçlü olan bu ifritten kurtarabilmek için yıllarca çabalar. Fakat ne doktorlar ne de cinci hocalar Arda’ya bir çözüm bulamaz. Arda’yı ifritin elinden kurtarabilmek için hiç pes etmeden oradan oraya koşturup duran Nihal, bir gün hiç ummadığı bir şekilde içinde oldukça güçlü büyülerin olduğu bir kitabın adını duyar: Kitabü’l Azazil… Bu kitap Hazreti Süleyman’ın ilminin yazıldığı ve bizzat onun cinleri tarafından kaleme alınmış bir kitaptır. İçindeki büyüler oldukça tehlikeli ve ölümcüldür ama Nihal kardeşini kurtarmak için her şeyi göze alır. Sonunda kitabı ele geçirmeyi başaran Nihal, sevgilisi ve en yakın iki arkadaşından büyüyü yapabilmek için yardım ister. Dört genç evde toplanarak oldukça tehlikeli olan bu büyüyü uygular. Gecenin sonunda Nihal, kardeşi Arda’yı kurtarmayı başarsa da bugüne kadar görülmüş en güçlü cinleri, Süleyman’ın Cinlerini serbest bırakır.

2006 yılında çektiği Araf ile evlilik dışı ilişkisinden olan bebeğini kürtajla aldıran bir kadının, yıllar sonra mutlu bir evliliği yürütürken hamile kaldığı sırada arafta kalan bebeğinin kendisinden intikam almak adına dönüşünü, bu yılın ocak ayında gösterime giren, adı önce Araf 2: Cin Bebek Doğuyor olarak açıklanan sonra ise Araf 2 olarak güncellenen Araf 2’de ise kendisine aşık olan bir adam tarafından büyüye maruz kalan bir kadının farkında olmaksızın kocasının bedenine girmiş olan cinden hamile kalmasını izlemiştik. Araf 3’te ise Türk korku sinemasında son zamanlarda hayli artış gösteren hastalıkları iyileştirmek adına büyüye başvurulmasının sonuçları aktarılıyor.

Oyuncular arasında geçen yıl gösterime giren, yapımcılığını Biray Dalkıran’ın üstlendiği, oyuncu olarak da yer aldığı Cin Tepesi filminin yönetmenleri Furkan Düzen ve Fatih Hasanoğlu’ndan Biray Dalkıran’ın kendisine, filmin senaristi Şafak Güçlü’den Kanıt dizisinden ve Şeytan-ı İns filminden anımsayacağımız Emre Özmen’de, Jinna: Karabasan ve Mîrcîn filmlerinde yardımcı yönetmenlik yapan Ufuk Can’dan yönetmen Dalkıran’ın eşi Asuman Şener’e değin tanıdık isimleri görmek mümkün. Ancak oyuncuların performansları gerçekçilikten uzak, fazlasıyla yapay kaldığından izleyiciye vermesi gereken etkileri yansıtmaktan oldukça uzak. Filmdeki en iyi oyunculuğun kısa performansıyla imam rolündeki Nizamettin Özkaya’ya ve olay yeri inceleme ekibindeki rolüyle, aynı zamanda filmin senaristi de olan Şafak Güçlü’ye ait olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Filmdeki oyuncuların performanslarının düşüklüğünün yanı sıra izleyiciyi filmden koparan diğer etmense diyaloglardaki ve görüntülerdeki mantıksızlıklar. Kardeşini incir ağacının altında nöbet geçirirken bulduğunu anlatan Nihal’in anlatımı eşliğindeki görüntülerde incir ağacı yerine kardeşinin kilerde bulunması, büyü ayinini yaptıktan sonra iki gün geçtiğini gösteren tüm olaylara rağmen, konuşmaları sırasında “dün” demeleri veya daha eve gelen içecekler içilmeden kurulan “Alkollüyüz” repliği gibi dikkatsiz kurgu ve dolayısıyla kimsenin fark etmeyeceğinin düşünülmesiyle ortaya çıkan özensiz çekimler filmin en önemli handikapları.

Bu yıl gösterime giren Musabbar (2019), İfrit (2019) ve Gaip (2019) filmlerinde karşımıza çıkan hastane, otel ve restaurantların filmlere sponsor olduklarının belli edilmesi adına logolarının ve isimlerinin sıklıkla göze çarpacak şekilde filme yerleştirilmesi geleneğini Dalkıran da bozmuyor ve Esenyurt’ta yer alan Doğa Hospital ve Yeşilçam Kahve Evi’nin logoları filmde sıklıkla izleyicilerin görmemesinin mümkün olmayacağı şekilde kadraja yerleştiriliyor.

Sonuç olarak Araf 3: Cinler Kitabı; Biray Dalkıran’ın çektiği beşinci Türk korku filmi olmasına rağmen 2006 yılında ilk çektiği Araf’ı geçmeye yetmiyor, Araf 2 ile Crossbreed’in bir tık üzerine çıksa da sınıfta kalmaktan kurtulamıyor.

Not : 4 / 10

About The Author

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.

Related Posts