ARAF 4: MERYEM (2020)

“Azazil: Düğüm’le Üç Harfliler: Adak’ı Karıştır, Biraz da Orhan ya da Faruk Ekle Yeter”

Eyes Film ve Matine Film ortak yapımcılığında, İstanbul’un Şile ilçesine bağlı Sofular ve Ahmetli köylerinde çekilen Araf 4: Meryem filminin yönetmen koltuğunda geçen yıl gösterime giren Şeytan-i İns (2019) ve geçen hafta gösterime giren El-Deccur (2020) filmlerinin de yönetmenliğini yapan Gökhan Arı oturuyor. Senaryosu diğer yönettiği filmlerde olduğu gibi bu filmde de yönetmen Arı’ya ait olan filmin görüntü yönetmenliğini Emre Yılmaz üstlenmiş. Müzikleri Samet Önder Kök imzası taşıyan filmin oyuncu kadrosunda ise Berrak Öztekin, Efsun Akkurt, Derya Şen Akbacak, Damla Özovalı, Ulukan Ağdaş, Yurdaer Tosun, Onur Yaprakcı, Gizem Şimşek gibi isimler bulunuyor.

Film, yeni atanmış bir bir öğretmen olan Meryem ile aynı evde kaldığı arkadaşı Güzide’nin başlarından geçen garip olaylar sonrası yaşananları konu ediniyor. Meryem mesleğinin henüz başında olan genç bir öğretmendir. Meryem kendisi gibi öğretmen olan yakın arkadaşı Güzide ile aynı köy okuluna atanır ve kendilerine bir yer ayarlayana dek Meryem’in teyzesi Nurten’in evine yerleşirler. Nurten’in bir kızı ve felçli bir oğlu vardır. Meryem ve Güzide, Nurten’in evinde garip olaylar yaşanmaya başlarlar. Meryem başlarda bu durumların psikolojik olduğunu düşünse de aynı olayları Güzide’nin de yaşamaya başlaması ile işler içinden çıkılmaz bir hâl alacaktır.

Geçen hafta gösterime giren El-Deccur sonrasında merak (!) uyandıran, serinin ilk üç filminin aksine yönetmen değişimine gidilen Araf 4: Meryem’in çekim kalitesi, diğer amatör yapımlara nazaran başarılı olsa da, El-Deccur’da karşımıza çıkan anlamsız diyaloglar, senaryodaki kopukluklar bu filmde de seyirciyi bekliyor. Bunların yanı sıra bu yıl gösterime giren Kiki: Lanet-i Cin (2020)’de olduğu gibi bu film de prodüksiyonu ve sanat yönetimi titizlikle yapılan, gişe başarısı sağlamış filmlerden kolaj yapılarak hem senaryosu hem de sahneleri oluşturulmuş olan bir başka yapım. Azazil: Düğüm (2014) ile Üç Harfliler: Adak (2019) filmlerinin hikâyelerinin kolajlanması ve üzerine Türk korku sinemasında ilk kez karşımıza Alem-i Cin (2018) ile çıkan türbanlı baş karakterin eklenmesiyle şekillendirilen bir senaryoya sahip olan Araf 4: Meryem’in; içerisinde Adnan Koç’un canlandırdığı Orhan karakterinin Siccîn 4 (2017)’teki sahnelerinin çakmasından Siccîn 3: Cürm-ü Aşk (2016) filminin başlangıç sahnesine, D@bbe: Cin Çarpması (2013)’nın final sahnesinden Üç Harfliler: Beddua (2018)’ya değin özellikle Mestçi sinemasından belirgin sahnelerin daha düşük prodüksiyonla yeniden çekimlerinden oluştuğunu söylemek mümkün.

Oyuncuların filmdeki performansları vasatın altında seyrederken, Siccîn 2 (2015)’den hatırlayacağımız Efsun Akkurt’un vasat oyunculukla diğerlerinden bir tık yükseğe çıktığı söylenebilir. Özellikle filmin yapımcılarından da biri olan Onur Yaprakcı’nın çakma Orhan ile çakma Faruk Akat arası performansı gerçekten göz kanatıyor.

Daha önce İfrit (2019) filminde karşımıza çıkan büyü yapmak için kullanılan bakır lokumluğun bir tık üzerine çıkarak, kız istemeye gidilirken içine çikolata konularak götürülen gondol kullanılarak yapılan bir su falına şahit oluyoruz. Bu bağlamda her hafta neredeyse bir yerli korku filminin gösterime girdiği, bunların da çoğunlukla amatör ve birbirinin taklidi olan yapımlar olduğundan yola çıkarak Türk korku sinemasının yalnızca nicel olarak artığı, niteliksel olaraksa giderek çöküşe geçtiği konusunda türün takipçilerinin ortak paydada buluşacağı kesin. Türün takipçilerini de sinemaya küstürmemek adına özgün yapımların artması, taklitlerden kaçınılmasının gerektiği, bunun aynı zamanda ahlaki bir durum olduğunun da fark edilmesi elzem. Türkiye’de yeni gelişmekte olduğunu kabul etsek dâhi, korku sinemasının özgün hikâyelerden beslenerek yükselebileceğini görmemek ve artık bu etiğe aykırı davranışlara müsamaha göstermek de mümkün değil. Bu konuda en iyi cevabı bilinçli izleyicilerin vermesi gerekiyor.

Sonuç olarak Araf 4: Meryem, gişede başarı sağlayan, güçlü prodüksiyonlu filmlerin, düşük prodüksiyonla, kötü kopyalanmış bir kolajından ibaret olan, başarısız yapımlardan biri.

Not : 5 / 10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.