AZAP (2015)

“Aynı güne uyanmak ya da uyanamamak”

Türk korku sinemasında bir ilki gerçekleştirerek iki kişinin yönetmenlik koltuğunu paylaştığı Azap‘ta, Dilek Keser ve Ulaş Güneş Kacargil aynı zamanda senaryo için de beraber çalışmışlar. Anadolu kültüründen ve inançlarından beslenerek oluşturdukları Azap, korkudan çok gerilim ve gizem öğeleri üzerinden devam eden, köy ve şehir ikilemini paralel kurgu ile ilerleten bir yapıya sahip. Toplumun bilinçaltında cinlerle ilgili yanlış yer etmiş bazı bilgiler ve sorular, yer yer didaktik bir yapıyla seyircinin zihninde düzeltilerek yanıtlanıyor.

Dilek Keser ve Ulaş Güneş Kacargil, senaryo çalışması sırasında hadislerden faydalanarak, kabir azabının dünyada da çekilebileceğine dair olan inançtan beslenmişler. Kişinin berzah aleminde sıkışıp eziyet görmesinin metaforlarından biri olan “tokmak vurması”, cinlerin düğün yemeği hazırlığında başarılı bir şekilde verilmiştir. Anadolu’da oldukça yaygın inançlardan olan karabasan, cinlerin kemikle beslenmeleri ile kemiği para gibi bir ödeme aracı olarak kullanılmaları gibi göstergeleri de barındıran Azap, bu konuda yapılmış diğer filmler gibi düğümü flashback üzerinden çözmek yerine, hikayeyi paralel kurguyla ilerleterek diğerlerinden ayrılmayı başarmış. Sloganına atıfta bulunan Azap, “ıssızlığın ortasında ve karanlığın içinde” bulunan bir atmosferde, aynı geceye uyanmakta olan Ayşin’in gizemli öyküsünü anlatıyor.

Azap‘ın öyküsüne gelirsek; bir cin daveti ile açılan film, Ayşin adlı genç öğretmenin Anadolu’daki bir köye atanması ile başlıyor. Köy ile ilgili araştırmalar yapan Ayşin, köyün daha önce cinler tarafından istila edildiğiyle ilgili haberleri okuyunca geriliyor ancak uzun süredir beklediği atamanın yapılmış olması nedeniyle de gitme kararından vazgeçmiyor. Köye girmeyen minibüsle başlayan aksilikler, Ayşin’in köye doğru giden bir yabancının arabasına binmesi ve arabanın yolda bozulmasıyla devam ediyor. Ancak hava karardıktan sonra köye ulaşabilen Ayşin, köyün ileri gelenlerinden Fatma Ana’nın evinde ağırlanıyor.

Film boyunca minibüsteki yolculardan Ayşin’i arabasına alan adama, Fatma Ana’dan düğün hazırlığı yapan kadınlara değin tüm yaşlılarda bir tekinsizlik hissediliyor. Bu durum, izleyiciyi merakta bırakmakla birlikte gerilimi tırmandırarak filmin sekteye uğramadan ilerlemesine olanak sağlıyor.

Azap‘ın köyde geçen ortamları oldukça başarılı ayarlanmış. Köyün sokakları, okul ve cin düğünü sekanslarındaki atmosfer, gerilimi ve büyüsü ile seyirciyi adeta içine çekiyor.  Dört kız arkadaşın şehir sahnelerindeki oyunculukları başarılı, şehire paralel ilerleyen köy sahnelerindeki atmosfer ise büyüleyici. Filmde tempoyu düşüren kimi sahneler olsa da, cin düğünü sekansları bu kusurları örterek karartıyor.

Not : 6/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.