CEREYAN (2017)

“Bazı Kapılar Kapalı Kalmalıdır”

Green Pictures’ın yapımcılığını üstlendiği Cereyan filminin yönetmen ve senaristliğinde Mert Dikmen bulunuyor. Dikmen’in aynı adla çektiği kısa filmden uzun metraja çevrilmiş olan Cereyan‘ın başrollerini ise, Murat Yatman ve Pınar Bibin üstlenmiş.

Film, 2000’li yıllarla birlikte örnekleri yavaş yavaş artmakta olan psikolojik-gerilim türünde bir yapım olarak karşımıza çıkıyor ve konusunu bir psikoloji öğrencisinin kendini içinden çıkamayacağı bir açmaza sürüklemesi oluşturuyor. Psikoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisi olan Aylin, geceleri tanımadığı kişilere online terapi yapmakta ve bunun kendisini geliştireceğini düşünmektedir. Bir gece Cavit Demir isimli tuhaf bir adam online terapi için Aylin’i arar. Kanser hastası olan 7 yaşındaki oğlunun ölümüne sebep olduğunu ve depresyondan kurtulamadığını söyleyen Cavit’in gizlediği sırlar yavaş yavaş ortaya çıkacaktır.

Minimal bütçe ile tasarlanan Cereyan‘da, tüm yükü karakterler ve karakterlerin arasında geçen diyaloglar taşıyor. Gerilim öğesi görsellikten ziyade Cavit ve Aylin adlı karakterlerin diyalogları ve mimikleri üzerinden yansıtılıyor. Duygu değişimleri, obsesif takıntılar, ani dönüşümler gibi psikolojik unsurlar çatışmanın dinamiklerini oluşturuyor. Hem vicdani hem de fiziksel tutsaklık durumu, filmde yer alan en tahmin edilebilir gerilim unsurunun ayakta durmasını sağlıyor. Ancak gerilimin diyaloglar dışına çıkmaması ve filmin bütününe yayılmaması bu bağlamda gerilim öğesinin bir hayli sınırlanmasına neden olmuş. Cereyan‘ı izlerken öncelikle Aylin’le kurulan özdeşleşim git gide Cavit’e yönelerek ilerliyor. Günlük hayatımızda, özellikle de ikili ilişkilerde ‘zorla’ dahil olunduktan sonra ‘kaçma’ya dair güçlü altmetinler bu dönüşümün en önemli nedenlerini oluşturuyor.

Bazı sahnelerde yer alan diyalogların tekrarlanması, seyircinin filmden biraz kopmasına neden olsa da; bu durumun tercih edilmesinin nedeninin Cavit karakterinin takıntısını izleyiciye göstermenin bir yolu olarak özellikle seçildiği de fark ediliyor. Filmde yer alan çatışmaların yanı sıra kapılara dair metaforlar da etkileyici biçimde sahneler arasına özenle serpiştirilmiş.

Murat Yatman ve Pınar Bibin’in performansları gerçekçi, başarılı ve inandırıcı. Yatman’ın canavar görünümüne tezat oluşturacak biçimde çıkan iç ısıtan sesi, yer yer çocuksu ve sevimli tavırları karakterin kendi iç çatışması bağlamında da oldukça yerinde ve etkileyici. Hem Yatman’ın kendi iç çatışması, hem de Bibin-Yatman çatışması bir anlamda “Güzel ve Çirkin” masalına benzer bir karşıtlığı anımsatıyor. Salih Bademci’nin filmin girişinde yer alan, kısa oyunculuğu da gerçekçilik ve inandırıcılık konusunda başarıyla sınıfı geçiyor.

Sonuç olarak, gerilim unsuru yeterince hissettirilemese de, başarılı psikolojik çatışmalar ile Yatman ve Bibin’in başarılı performansları için izlenmeye değer.

Not : 6/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.