CİNNİ: UYANIŞ (2016)

“Kendi kendini korkutmak”

“Bir Emre Aydın Korkusu” olarak lanse edilen Cinni: Uyanış, Emre Aydın’ın ilk yönetmenlik denemesi.  Yapımcılığını Hangar Yapım’ın üstlendiği filmin senaryosu ve müzikleri Emre Aydın’a ait. Çatalca’da bir villada çekimleri tamamlanan filmin görüntü yönetmenliğini de yine kendisi üstlenmiş. Filmin oyuncu kadrosu Eda Köksal, Merve Deniz, Gökçen Gökçebağ, Birgül Kenarcı, Adem Köksal ve Yiğit Aydın’dan oluşuyor. Filmin bütün yükünü Eda Köksal üstlense de, maalesef performansı bu yükü kaldırmaya yetmemiş.

Cinni: Uyanış‘ın hikayesinin, bir şehir efsanesi olarak yıllardır anlatılagelen, Antalya Kırcami’de yer alan cinli evden esinlenilerek oluşturulduğu filmin başında veriliyor.  Cinli olduğuna inanılan evin yıkılıp yerine apartman yapıldığı ancak yeni yapılan 16 dairelik apartmanda da kimsenin oturmadığına dair basında yer alan birçok haber de filmin içinde bulunuyor.

Film, Dilara adlı kızın evinin bahçesinde bir cesedin yanında uyanmasıyla başlıyor. Cesedin kim olduğunu bilmediği halde, büyük bir soğukkanlılıkla cesedi evine sürüklüyor ve bir odaya gizliyor. Ancak uyandığında evde cesedi bulamıyor, akabinde kuzeninin öldüğünü öğreniyor. Başsağlığına gittiğinde ise çocukluğundan beri görmediği kuzeninin önceki gece bulduğu ceset olduğunu fark ediyor.  Bu olaydan sonra geceleri kapısı çalınmaya, kabuslar görmeye başlıyor. Genellikle evde olmayan hosteslik yapan ev arkadaşı Merve, Dilara’ya bir psikiyatrist buluyor ve olaylar gelişiyor.

Filmde Paranormal Activity (2007)’den Şeytan-ı Racim 2: İfrit (2015)’e, Musallat (2007)’tan D@bbe: Bir Cin Vakası (2012)’na değin birçok filmden alıntılar göze çarpıyor. El kamerası, sabit kamera ve kabus içinde kabus klişeleri bolca kullanılmış. Aslında Cinni: Uyanış‘ın korkudan çok gerilim yönü ağır basıyor. Filmde gergin bir atmosfer oluşturmaya çalışılırken gereksiz uzayan sahneler ise izleyiciyi boğuyor. Gerilimin devamı için hikayeyi karmaşık hale getirme çabaları ise ne yazık ki yetersiz kalmış. Yeterince çalışılmadan oluşturulmuş bir senaryo olduğunu her dakika hissettiren Cinni: Uyanış‘ta, mantık hataları da fazlasıyla bulunuyor. Film bittiğinde birçok cevaplanmamış soru ile karşı karşıya kalmanız da olası. Ayrıca Nas Suresi’nin okunduğu sahnede surenin yanlış okunması da ciddi bir hata olarak göze çarpıyor.

İslami söylem, yalnızca eve gelen medyum kadının verdiği bilgiler ile okuduğu Nas Suresi sırasında oluşuyor ve medyum kadının kadrajdan çıkmasıyla da son buluyor. Anadolu inançlarında yer alan cinlerin terkedilmiş mekanlarda yaşaması ve leğende su falı bakmak gibi birkaç unsur da ayrıca filmin içerisine serpiştirilmiş durumda.

Filmde kullanılan ses ve müziklerin çok yüksek sesle kayıt edilmiş olmasının; en basit bir yorgan hışırtısının dahi oldukça rahatsız edici yükseklikte duyulmasının izleyicilere baş ağrısı dışında herhangi bir etkisi bulunmuyor. Son dönemlerde sıklıkla karşımıza çıkan birçok başarısız Türk korku sineması örneğinden iyi durumda olsa da, Cinni: Uyanış türe maalesef yeni bir katkıda bulunmuyor.

Not : 5/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.