ENKAZ (2017)

“Sesimizi Duyan Var Mı?”

Mantra Film ve Güverte Film’in yapımcılığında çekilen Enkaz filminin yönetmen ve senaristliğini Alpgiray M. Uğurlu üstlenmiş. Filmin başrollerini ise Akasya Asıltürkmen ve Berke Üzrek paylaşıyor. 2006 yılında korku-gerilim türünde çekilen Küçük Kıyamet filminden sonra Enkaz, bu kez gerilim-dram türlerinin harmanıyla beklenen İstanbul depremini sinema salonlarına tekrar taşıyor. Uzmanlar tarafından beklenen büyük İstanbul depremini enkaz altında kalan bir karakter üzerinden mikro ölçekli ve minimal bir üslupla işleyen Enkaz‘ın diğer adı Under The Sky olarak geçmekte. Film, Antalya ve İstanbul Film Festivalleri’ndeki gösterimlerinin ardından bu haftadan itibaren sinema salonlarında seyircilerle buluşuyor.

Filmin konusuna gelecek olursak; deprem sonrası enkaz altında gözlerini açan Nisa, sıkıştığı yerden kurtulmak için çaba sarf ederken üstündeki küçük delikten gördüğü gökyüzü ile yaşama tutunmaya çalışıyor. Aynı gökyüzü altında paralel olarak devam eden diğer hikayede ise, tek başına uçsuz bucaksız doğada rehabilite olmaya çalışan Barış her gün video günlük tutarak Nisa’nın hikayesindeki ipuçlarını yavaş yavaş açığa çıkarıyor.

Enkaz altında kalan Nisa’yla birlikte dar alanda sıkışmanın gerilimini yaşatan film, diğer yandan enkazdan kurtulmasına rağmen travmaları devam etmekte olan Barış’la doğada huzur ve sükuneti hissettiriyor. Enkaz altındayken Nisa’nın gördüğü kısıtlı gökyüzü umudun ışığı olurken, Barış’ın altında olduğu sonsuz gökyüzü yalnızlığın korkutuculuğunu seyirciye hissettiriyor. İki oyuncunun performansları ile ilerleyen filmin ilk yarısı  biraz ağır geçse de, özellikle Akasya Asıltürkmen’in başarılı, gerçekçi ve göz doldurucu oyunculuğu Enkaz‘ın öne çıkmasını sağlıyor. Nisa karakterinin filmin ilk dakikalarında suyu idaresiz tüketmek, gökyüzünü gördüğü oyuğu genişletmeye çalışmak ya da ayağının üzerinde bulunan molozu kaldırmaya çalışmak gibi yapılmaması gerekenleri art arda yapması seyircileri oldukça gerse de, sonrasında cep telefonu yardımıyla dışarıyı kameraya alıp görmek, fırsatları değerlendirmek ya da sosyal medyayı kullanmaya çalışmak gibi yapılabilecek en mantıklı seçenekleri yapmaya çabalaması izleyiciyi bir nebze olsun rahatlatıyor. Bunlar, aynı zamanda olası depremde enkaz altında kalabilecekler için yapılması gereken doğru-yanlış seçenekler olarak izleyicilere sunuluyor.

Filmde, yakın dönemde kapanmasıyla ilgili haberlerle gündeme gelen AKUT’un ve köpek gibi enkaz çalışmalarında kullanılan hayvanların önemi de özellikle vurgulanıyor. Beklenen büyük İstanbul depremi sonrası oluşması muhtemel görüntülerin kısa da olsa gösterilmesi filmin gerçekçiliğine büyük ölçüde katkı sağlıyor. Ateşin düştüğü yeri yakması, kişilerin kendi başlarına gelmediği sürece bencilce davranmaları da kuvvetli bir alt metin olarak aralara serpiştiriliyor. İstanbul’daki tarihi binalar dışında her yerin yıkılıyor olması da vurucu alt metinlerden biri olarak dikkat çekiyor.

Sonuç olarak; gündemden hiç düşmeyen ve beklenen İstanbul depremi konusunu işleyen, iki oyuncu ve mikro ölçekli ancak oldukça etkileyici olan Enkaz‘ı sinemada izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Klostrofobisi olanların ya da daha önce enkaz altında kalmayı deneyimlemiş kişilerin izlememesi gerektiğini de ayrıca hatırlatmakta fayda var.

Not : 7/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.