FİLMEKİMİ ÖNERİLERİ (2016)

Filmekimi, bu yıl Ankara, İzmir, Bursa ve ilk kez Eskişehir’e de uğrayacak. 7-16 Ekim’de İstanbul’da, 7-9 Ekim’de Ankara’da, 13-16 Ekim’de İzmir’de, 21-23 Ekim’de de Bursa ve Eskişehir’de filmler sinemaseverlerle buluşacak

51 filmden oluşan zengin programıyla, İstanbul’da 10 gün sürecek olan Filmekimi için hazırladığım önerisi listesi;

1) Geu-Mul / The Net / Ağ

Daha önce İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar (Spring, Summer, Autumn, Winter…and Spring), Boş Ev (Bin-jip), Zaman (Time), Acı (Pieta) ve Moebius gibi ödüllü ve cüretkar filmlerin Güney Koreli yönetmeni Kim Ki duk’un yeni filmi Geu-Mul, Venedik’teki prömiyerinin ardından Filmekimi’nde seyircilerle buluşuyor. Bireylere ait hikayelere odaklanan yönetmenin son filmi, Kuzey Koreli sıradan bir balıkçının Güney Kore sularında motorunun bozulması sonucu yaşadığı siyasi ve insani zorluklara odaklanıyor.

2) Handmaiden / Ah-Ga-Ssi / Hizmetçi

İhtiyar Delikanlı (Old Boy), Açlık (Thirst) ve Lanetli Kan (Stoker) filmleriyle ünlenen Güney Koreli yönetmen Park Chan-Wook’un yeni filmi Ah-Ga-Ssi, 1930’larda Japon işgali altındaki Kore’de geçiyor. Şehvet, entrika ve cinsel eğilimin gerilimle harmanlanıp masalsı ve büyülü görsellikle beyaz perdeye yansıtıldığı bu film, Uzakdoğu takipçilerinin kaçırmaması gereken yapımlardan.

3) Les Innocentes / Agnus Dei / Masumlar

Yasak Aşk (Adore), Coco Chanel’den Önce (Coco avant Chanel) filmleriyle tanınan, sinemaya oyuncu ve senarist olarak da katkıda bulunan Fransız asıllı Anna Fontaine’in yönetmenliğindeki Les Innocentes, 1945 yılı Polonya’sında geçiyor ve gerçek olaylara dayanıyor. Manastırdaki rahibelerin Rus askerleri tarafından hamile kalmaları ve Kızıl Haç’tan bir kadın doktorun rahibelere yardım etmeye çabalaması çerçevesinde ilerleyen filmde, inanç ile gerçekler arasındaki çatışmalar dramatik bir biçimde aktarılıyor.

4) Goksung / The Wailing / Kara Büyü

Ölümcül Takip (Chaser) ve Ölüm Denizi (The Yellow Sea) filmlerinden tanıdığımız Güney Koreli yönetmen Hong-jin Na, yeni filminde gerilim türünden korku türüne geçiş yapıyor. Film Kore’de yer alan Goksung kasabasına Japonca konuşan bir adamın gelişiyle başlayan olaylar zincirine odaklanıyor. Farklı korku unsurlarının başarılı bir biçimde harmanlanmasıyla oluşturulan film, izlenmeye değer yapımlar arasında.

5) Train to Busan / Bu-San-Haeng / Zombi Expresi

Daha önce The Fake ve The King Of Pigs animeleriyle öne çıkan Yeon Sang-ho’nun yönettiği ilk uzun metraj film olan Zombi Ekspresi, Busan’a gitme konusundaki kararlılıkları korku ve endişeyle zorlanan bir tren dolusu yolcunun hikayesini anlatıyor. Önüne geçilemeyen bir virüs salgınının tüm Kore’yi sarması üzerinden ilerleyen film, karakterlerinin her birinin ustalıkla oluşturulmuş olmasıyla öne çıkıyor.

6) I Am Not a Serial Killer / Ben Katil Değilim

Ünlü korku ve bilimkurgu yazarı Dan Wells’in aynı adlı romanından uyarlanan film, sosyopat teşhisi konulmuş bir ergen olan John Wayne Cleaver’ın dünyasına ve en büyük takıntısı olan seri katillere odaklanıyor. Kasabada peş peşe yaşanan cinayetler Cleaver’in takıntısını üst düzeye çıkarması üzerine kurulu. Geleceğe Dönüş (Back To The Future) filmindeki Dr. Emmett Brown karakteriyle belleklere kazınan Christopher Lloyd’un bu filmde yer alan farklı karakter performansı için izlenmeye değer.

7) Hunt For Wilderpeople / Vahşiler Firarda

Son yılların en gözde korku-komedilerinden What We Do in the Shadows’dan sonra yönetmen Taika Waititi, bu kez yetim bir çocuk üzerine odaklanıyor. Sorunlu bir çocuğun koruyucu aileye verilmesi sonrası kadının ölümüyle tekrar esirgeme kurumuna gitmek istememesi üzerine başlayan kaçış hikayesi; dram, macera ve komediyi harmanlayarak ilerliyor. Filmin Edinburg ve San Fransisco İzleyici Ödülleri ile Seattle En İyi Film Ödülü’nü kucakladığını da ayrıca belirtmek gerek.

8) Swiss Army Man / Çakı Gibi

Yönetmenliğini Dan Kwan ve Daniel Scheinert’ın yaptığı Swiss Army Man, düştüğü ıssız adadan kurtulma şansı kalmadığı için intihara karar verdiği sırada bir cesetle karşılaşan Hank’in etrafında gelişiyor. Film varoluş üzerine sorgulamalar, aşk ve dramla harmanlanmış oldukça cüretkar bir komedi. Sundance Film Festivali’nde Yönetmen Ödülü’nü kucaklayan film muzip, tuhaf ve ilham verici bir anlatıma sahip.

9) Under The Shadow / Korkunun Gölgesi

Sundance’teki prömiyerinin ardından IndieWire tarafından “Yılın ilk müthiş korku filmi” olarak lanse edilen Korkunun Gölgesi, İran-Irak savaşı sırasında Tahran’da geçiyor. Kocası zorunlu görev için giden bir kadının yaşanmakta olan savaş sırasında, bir de hayaletle mücadele etmek zorunda kalmasını anlatıyor. Filmin 2016 Neuchatel Fantastic En İyi Film ve 2016 Fantaspoa En İyi Kadın Oyuncu (N. Rashidi) Ödülleri’ni kucaklamış olduğunu özellikle belirtmek gerek.

 10) Elle / O

Temel İçgüdü (Basic Instict), Showgirls, RoboCop, Gerçeğe Çağrı (Total Recall) gibi klasikleşmiş filmlerin yönetmeni Paul Verhoeven’in Fransa’da çektiği yeni filmi O’da, orta yaşlı iş kadını Michele’in tecavüze uğradıktan sonra yaşadıkları anlatılıyor. Michele’i canlandıran Isabelle Hupert’in performansı adına izlenmesi gereken filmler arasındaki yerini alıyor.

11) Uchenik / The Student / Öğrenci

Yönetmen Kirill Serebrennikov’un Marius von Mayenburg’un oyunundan senaryolaştırıp yönettiği Uchenik filmi,  günümüz Rusya’sında, köktendinci bir öğrenci ile idealist bir öğretmenin çatışmasını huzursuz edici ve düşündürmeye sevk edici bir şekilde anlatıyor.

12) Miljeong / The Age Of Shadows / Karanlık Görev

Şeytanı Gördüm (I Saw The Devil) ve Karanlık Sırlar (A Tale Of Two Sisters) filmlerinin yönetmeni Kim Jee-woon, bu son filminde 1920’li yıllardaki Japon işgali altındaki Kore’de geçen bir casusluk öyküsünü kimlik, bağlılık gibi unsurları irdeleyerek anlatıyor.

13) Wiener-Dog / Sosis Köpek

Todd Solondz’un yazıp yönettiği Wiener-Dog filminde ırkçılıktan sistem eleştirisine, ölümden inanca değin birçok konu bir “sosis köpek” aracılığıyla masaya yatırılıyor. Sosis köpeğin sahip değiştirmesiyle farklı farklı karakterlerin hayata bakışlarına tanık olma olanağı sunan film, aynı zamanda Ellen Burstyn, Danny DeVito, Julie Delpy, Greta Gerwig gibi oyunculardan oluşan adeta bir yıldızlar geçidi.

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.