JİNNA: KARABASAN (2019)

“Kara Basma İz Olur”

APAH Yapım ve Queen Film yapımcılığında çekilen Jinna: Karabasan filminin yönetmen koltuğunda ilk uzun metrajıyla, Türk korku sinemasında az sayıda karşımıza çıkan kadın yönetmenlerden biri olan Ebru Delibaş oturuyor. Daha önce Sümeya Kökten’in Vesvese: Cin Tuzağı (2015), Ulaş Güneş Kaçargil’le birlikte Dilek Keser’in Azap (2015), Vedat Dikmetaş’la birlikte Oya Köksal’ın Şeytanın Çocukları: El-Ebyaz (2016) ve Gülşen Güner’in Nefrin (2017) filmleriyle kadın yönetmenleri Türk korku filmlerinin yönetmen koltuklarında görmeye alışmıştık. Senaryosu da yönetmen Delibaş’a ait olan filmin görüntü yönetmenliğinde Ahmet Yaşar Gümüş, sanat yönetmenliğinde ise Destina Rahmanova bulunuyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Vedat Delibaş, Sena Özcan, Kenan Balık, Batuhan Zeybek, Mehmet Sağlam, Buğrahan Özdoğan gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusuna değinecek olursak; Cenk ve Rüya henüz yeni evli bir çifttir. Rüya’nın çalıştığı gazetenin genel müdürü Sami, Kapadokya’da eski ve lanetli bir akıl hastanesinin müze oluşu sonrası tekrar eden esrarengiz olaylar nedeniyle apar topar kapatılmasının ardındaki sebepleri merak edip haber yapmak ister. Bunun için o hastaneye gizlice gidip haber yapacak gönüllü iki kişi seçer. Seçilen kişilerden biri de Rüya’dır. Cenk, Rüya’nın bu tehlikeli göreve gitmesini hiç istemese de işine âşık bu genç kadını vazgeçiremez.

Filmin çekim kalitesi diğer amatör filmlere nazaran başarılı olsa da oyunculuklar, senaryo ve kurgu için aynı sözleri söylemek mümkün değil. Birkaç hafta önce gösterime girmiş ve hâlen de vizyonda olan Cin Deresi: Müsfer’de de oynayan ve o filmde en iyi performansı sergileyen Kenan Balık, Jinna: Karabasan‘ın da bu bağlamda yıldızı oluyor. Geçen hafta gösterime giren Ecinni: Tılsımlı Mezar filminin yönetmeni Mehmet Sağlam, kendi filminde başarısız olan oyunculuğunda inatla ısrar ederek bu filmde de gazetenin genel müdürü Sami olarak karşımıza çıkıyor. Filmin yardımcı yönetmeni Ufuk Can, filmde yer alan iki sahnede birden figüranlık yaparken, başroldeki Cenk karakterini ise kötü oyunculuğu ve şiveli aksanıyla yönetmenin kardeşi Vedat Delibaş canlandırıyor. Amatör filmlerde yer alan bu aile sendromu belki Youtube videolarında geçerli olabilecek, kabullenilebilecek bir şey ancak “film” dediğimiz, sanat dallarından biri olan sinemada kabul edilebilir bir şey değil. Aileden birilerinin ya da setteki boşta kalan kişilerin bir karakteri canlandırması maalesef kötü oyunculuklarla, izleyicilerin filmden keyif almak yerine ıstırap çekmeleriyle sonuçlanıyor.

Filmin oyunculuklarındaki başarısızlığın yanı sıra senaryonun da kötü olması, diyalogların anlamsız cümlelerle devam etmesi ve kimsenin bu sahneler çekilirken bunu fark etmemesi oldukça acı. Kurgu ise tam bir kaos zira geçiş için kullanılan stok dolunay videolarında ertesi güne geçildiğinde ayın çok yanlış bir konumda olup tekrar dolunaya dönmesi gibi dikkatsizliğe dayanan birçok görsel hata ve devamsızlık da bulunuyor. Filmin basına dağıtılan künye bilgilerinde yer almasa da filmin müzikleri de yine aile içinden Erdem Delibaş’a hazırlatılmış. Saçma yerlerde giren fon müzikleri aniden konuşmalar girince kısılıyor, ardından bir anda tekrar devreye girebiliyor. Yani bilinçsizce, amatörce yapıldığı net bir biçimde belli oluyor.

Bu yıl gösterime giren 22. yerli korku filmi olan Jinna: Karabasan sonrasında bu türe ait olup da tarih almış olan 8 film bulunuyor. Bu filmlerin maalesef sınıfı geçenleri 10 tane bile etmezken, bu denli amatörce birçok yapımın çıkması Türk korku sineması açısından kötü bir durum oluşturuyor. Zira böyle giderse seyircilerin Türk korku filmlerini çeken bilindik birkaç yönetmen dışında yeni çıkan yapımlara hiç şans vermeyeceği şimdiden aşikâr, üstelik sinema biletlerinin fiyatlarında oluşan zamlar ve iptal edilen indirimler de ortadayken.

Sonuç olarak Jinna: Karabasan, türe yenilik katmayan aksine türü baltalamaya devam eden amatör yapımlardan bir diğeri olarak adını yazdırıyor.

Not : 3 / 10

 

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.