KABR-İ CİN: MÜHÜR (2016)

“Mühür kırıldı, cin çıktı”

Katran, Alkarısı: Cin-net, Kaçış 1950, İzzet Kaptan ve Oğlu gibi filmlerin görsel efekt süpervizörü olarak çalışan Volkan Adıyaman bu defa Kabr-i Cin: Mühür filminin yönetmen koltuğunda bulunuyor. Adıyaman’ın ilk uzun metraj yönetmenlik deneyimi olan Kabr-i Cin: Mühür‘ün yapımcılığını ise Metronom Yapım üstlenirken, oyuncu kadrosunda ise Sevil Uyar Kılıç, Volkan Başaran, Burcu Küçük, Orhan Milli, Halit Karaata ve Turgay Başyayla gibi oyuncular bulunuyor.

Filmin konusuna gelirsek; Deniz kimsesiz büyümüş bir kızdır. Bir gün Elazığ’daki emlakçıdan bir telefon gelir. Dedesi ölmüştür ve Deniz’e bir ev ve tarla bırakmıştır. Yeni bir işe başlama heyecanında olan Deniz, yeni sunacakları yemek programı için arkadaşlarıyla Elazığ’a gitmeye karar verir. Daha önce tanışmamış olduğu amcasıyla tanışıp, eve yerleşmeleriyle olaylar başlar.

Kabr-i Cin: Mühür filmi paralel kurgu tekniği ile 1345, 1915, 2008 yılları ile günümüzde geçen olayların birbiriyle bağlantılarını içeren bir öykü sarmalı kurularak oluşturulmuş. Filmin açılışında cinler ile insanlar arasında yapılan anlaşmaya dair bilgiler sunulduktan sonra bu paralel kurguya geçiliyor fakat filmin paralel kurgusu, hatalı zamanlama ve kötü ses miksajı nedeniyle çoğunlukla sekteye uğruyor. Aynı zamanda filmde fazlasıyla yoğun bir müzik kullanımı dikkat çekiyor ve sessiz olması gereken bazı sahneler dahi rahatsız edici, yüksek bir müzik ile izleyiciye sunuluyor. Filmin büyüsünü bozan bir diğer etmen ise, ses miksajı. Film sesli olarak çekilmeyip sesler sonradan eklenmiş olmalı ki, oyuncuların dudakları repliklerle oturmuyor, adım sesleri oyuncuların adımlarıyla örtüşmüyor ve bu durumda filmi oldukça yapaylaştırıyor. Oyunculuklar Orhan Milli, Oğuz Yağcı ve Halit Karaata dışında sınıfta kalmakla birlikte, 1915 yılına ait kadın oyuncuların makyajları ve rimelleri oldukça gerçekçilikten uzak ve rahatsız edici.

Filmde yer alan bazı sekanslar da ise, seyircinin farkına varacağı detay hataları da bulunmakta. Örneğin Deniz’in amcası ile yapılan röportaj sırasında bulunan kamera sehpanın üzerinde çekim yapmakta iken, tam önüne konulan çorba kasesinin röportajı sekteye uğratması ve ekranı kapatması gerekirken, röportaj kase görünmezmişçesine devam ediyor. Maalesef bu tür detaylar, dikkatli izleyiciler için affedilmez hatalar olarak göze çarpıyor.

Kabr-i Cin: Mühür’de İslami inançlara yönelik göstergeler oldukça az kullanılmış olduğundan bu durum senaryonun ve dolayısıyla da filmin yeterli referansla çalışılmamış olduğunu düşündürüyor.

Not : 3/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.