KORKULU SAYFALAR ARASINDA: Çatıdaki Şey

Laputa Kitap tarafından Toprak Deniz Onbaşı çevirisiyle raflara giren Çatıdaki Şey, 2018 yılında Türk okurlarla buluştu. Daha önce Türkiye’de Solomon Kane ve Dehşetengiz Serüvenleri, Almuric, Fatih Conan ve Fil Kulesi eserleri yayımlanan yazar Robert Ervin Howard, pulp magazinlerin en önemli isimleri arasında bulunuyor. Ayrıca hemen hemen herkesin adını bir kez olsun duymuş olabileceği, yarattığı kahramanlardan Conan, Kızıl Sonja, Kull ve Solomon Kane sinemaya uyarlandı.

Fantezi, tarihi romanlar, western, dedektif öyküleri, macera ve boks hikâyeleri de yazan Robert Howard’ın “Çatıdaki Şey” isimli kitabında korku öyküleri yer alıyor. Kitapta yer alan öyküler sırasıyla; Çatıdaki Şey, Asurbanipal’ın Ateşi, Kara Taş, Sırtlan, Deniz Laneti, Düşteki Yılan, Villefere Ormanında, Ölümün Korkunç Dokunuşu. Bu öykü kitabına adını veren öyküsü ve kitapta yer alan diğer bir öykü olan Kara Taş, Howard’ın uzun zaman boyunca mektup arkadaşlığı yaptığı Lovecraft’ın cesaretlendirmesiyle yazdığı öyküler.

Yeri gelmişken bu mektup arkadaşlığına da değinmek gerekiyor. Lovecraft Çemberi adı verilen toplulukta Howard’ın yanı sıra Robert Bloch, Clark Ashton Smith, Frank Belknap Long, August Derleth gibi isimler bulunuyordu. Korku ve bilimkurgu yazınında Altın Çağ olarak nitelendirilen döneme damgasını vuran hemen hemen tüm yazarların Lovecraft Çemberi’ne dâhil olduğunu söyleyebiliriz. Lovecraft etrafında şekillenen bu çemberin en önemli özelliği ise ünlü yazarın kendisine danışan bu yazarlara sadece ilham vermekle yetinmeyip kendi özgür sanat yollarını çizmelerine de yol açmasıdır. Howard’ın bu çembere dahil olduktan sonra Cthulhu Mitosu çerçevesinde yazmaya başladığı korku hikâyelerinde kullandığı bir de takma ismi vardı: Two-Gun Bob. Bu kitapta yer alan öyküler, Howard’ın Lovecraft Çemberi’ne girdikten sonra bu takma adla yazdığı öyküleri içeriyor. Tıpkı “Çatıdaki Şey” kitabında derlenen öyküler gibi, diğer ‘çember’ yazarlarının yazdığı Lovecraftian kurgu örnekleri de hep bu dönemde kaleme alınmıştır.

Tekrar ‘Çatıdaki Şey’e dönecek olursak… Korku sinemasında özellikle son dönemde sıklıkla karşımıza çıkan lanetli nesneler, kitapta derlenen öykülerin olmazsa olmazı. Lanetli nesnelerin karakterlere yaşattığı olaylar ise kan dondurucu biçimlerde aktarılmış. Kitabın, yazıldığı dönem göz önünde bulundurulursa, bir diğer dikkat çekici özelliği de Asurbanipal’ın Ateşi ve Kara Taş gibi öykülerde Türkler ya da Müslümanlardan bahsedilmesi. Asurbanipal’ın Ateşi öyküsünde Afganlar insancıl ve vicdanlı görünürken, Arapların barbar ve cani olarak tasvir edilmesi; ‘Kara Taş’ta ise Türklerin kötülüğü yok edici ilahi bir güç olarak konumlandırılması, öykülerin yazıldığı tarih açısından oldukça değerli.

Çizgi romanlardan tanıdığımız Howard’ın korku öyküleri; mitolojik, inanç ve batıl inançlar çerçevesinde şekillenen oldukça etkileyici hikâyeler. Lovecraft okumayı sevenlerin kesinlikle kaçırmaması, tutkulu korku severlerin mutlaka kütüphanelerine eklemeleri gereken bir kitap Çatıdaki Şey.

Arka Kapak metni:

“Vakit, insan aklında uğursuz bir hâkimiyeti olan gece yarısına yaklaşıyordu. Falred cesedin yattığı yatağa yeniden baktı ve çarşaflı şeyin görüntüsünü son derece nahoş buldu. Aklına, çarşafın altındaki cansız bedenin acayip, canavarımsı bir yaratığa, iğrenç, bilinçli bir varlığa dönüştüğü ve çarşafın kumaşını yakıp geçen gözlerle kendisini izlediği şeklinde tuhaf bir fikir geldi. Bu düşünce vampirler, ölümsüz hayaletler ve benzeri şeyler gibi safi saçmalıktan ibaret elbette diye açıkladı kendi kendine. İlkel insanların ölümde ürkütücü, yaşamdan çok uzak bir şey gördükleri zamanlardan itibaren, canlıların sayısız yüzyıllardır ölülere atfettikleri ürkütücü özelliklerdi bunlar. İnsanlar ölümden korktu, diye düşündü Falred, bu korkunun bir kısmı da ölülere yüklendi ve böylece onlardan da korkulmaya başlandı. Böylelikle ölülerin görüntüsü ürkütücü düşünceler uyandırmaya, beynin karanlık köşelerinde gizlenen kalıtsal bellekten kaynaklanan belirsiz korkular yaratmaya başladı.”

 

Künye:

Çatıdaki Şey
Robert E. Howard
Çev: Toprak Deniz Onbaşı
Laputa Kitap
2018
127 sayfa

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.