MAHALLE (2018)

Geçen yıl yani 36. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma bölümünde Altın Lale için yarışan ancak eli boş dönen Mahalle filminin yönetmen koltuğunda, oyuncu olarak görmeye alıştığımız Buğra Gülsoy ve Serhat Teoman ikilisi bulunuyor. Önce mahalle sonrasında ise bir eve sıkışan film, hayatlarımıza ve topluma dair birçok eleştiriyi bu klostrofobik ortam içerisinde veriyor.

Mahalle’nin konusunu yıllardır o mahallede yaşayan üç yakın arkadaşın, mahalleye yeni taşınan gizemli yabancıya dair oluşturdukları önyargılar doğrultusunda o yabancıyı kaçırmaları oluşturuyor. Filmin açılışı mahalleden eve doğru yönelerek ilerlerken, film de akışını aynı paralellikte ilerletiyor. Kaçırılma vakasıyla başlayan film, geri dönüşlerle olayı yavaş yavaş açıklığa kavuştururken, toplumlardaki ve dolayısıyla da insanlardaki yabancılara dair oluşturulan tutumlar, önyargılar masaya yatırılıyor ve ahlak, racon gibi birçok unsur da filmin ilerleyişiyle tekrar gözden geçiriliyor. Şeytanın ve kötülüğün insanda; insanın içinde, duygu ve düşüncelerinde olduğunu vurgulayan filmlerden biri olarak Türk Sineması’nın ürettiği, gösterime giren birçok filmden sıyrılıyor ve verdiği toplumsal mesajlarıyla farklılığını ortaya koyuyor.

Ülkemizde mahalle denince ilk akla gelen bakkal ve kasap, filmde Buğra Gülsoy ve Serhat Teoman tarafından canlandırılıyor. Emre Erkan ise emlakçı olarak ortaya çıkıyor. Evli ve çocuklu olan bu üç arkadaş tam birer “mahalle delikanlısı” rolü üstlenirken eşlerini oynayan kadınlar da “mahallenin çalışmayan, ev kadını, dedikoducu” özellikleriyle tam anlamıyla yerinde kullanılıyor. Bu üslup biraz maçoluk ve cinsiyetçilik kokuyor mu, evet. Ancak filmin dinamikleri ve Türkiye’deki mahallelerin genel özellikleri bunlarken, bahsi geçen unsurlara çok da takılmamak gerekiyor.

Mahalle’nin en büyük kozu solo performanslar. Özellikle kaçırılma vakası sonrasında depoda geçen, hayli klostrofobik olan bu sahnelerde Buğra Gülsoy, Serhat Teoman ve Emre Erkan’ın performansları göz dolduruyor. Mahalle’nin senaryosunu da üçünün yazdıkları düşünüldüğünde, bu performansların başarılı olması kaçınılmaz. Film vermek istediği mesajları bazen sert, bazense “Bizden bir halt olmaz. Biri arasın polisi de, toplayıp götürsünler bizi” gibi gülümseten diyaloglar üzerinden yürütüyor. Bu bağlamda yalnızca gerilime yüklenmiyor oluşu da izleyicilere arada rahatlama fırsatı tanıyor.

Filmin kusurları yok mu, var elbette. Seste ve bazı performanslarda sorunlar göze çarpıyor ama bunları da biraz göz ardı etmek gerekiyor. İki oyuncunun hem senaryo, hem yönetmenlik koltuğuna oturup hem de oynadıkları ilk deneyimlerinin ürünü Mahalle. İlk deneyimlerinin nazar boncukları…

Sonuç olarak; toplumdan mahalleye, mahalleden ise bireye inen ve tümdengelim üzerinden önyargıları, günümüzdeki yaraları başarıyla izleyicilere aktaran Mahalle, gösterimdeyken kaçırılmaması gereken yapımlardan.


Yönetmen: Buğra Gülsoy, Serhat Teoman

Senaryo: Buğra Gülsoy, Serhat Teoman, Emre Erkan

Oyuncular: Buğra Gülsoy (Ömer), Serhat Teoman (Sabri), Emre Erkan (Kenan), Selahattin Töz, Hazar Ergüçlü, Selen Öztürk

Müzik: Toygar Işıklı

Görüntü Yönetmeni: Serkan Güler

Ülke: Türkiye

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.