MEL-UN (2016)

“Korkutamayan korku filmi”

2000 sonrası yükselişe geçen Türk korku sineması en üretici yılını 2015 senesiyle tamamladı. 2016 yılının ikinci ayında, ikinci filmle üretim hızına kaldığı yerden devam ediyor. Üretimin artmasıyla birlikte Türk korku filmlerindeki profesyonellik ve kalitenin de belirli bir seviyeye ulaştığını söylemek mümkün. Ancak gösterime giren her Türk filminde yükselen kalite ve standartları bulamadığımız da bir gerçek.

Türk korku sinemasını seven ve takip eden bir kitle oluşmuşken ve git gide Türk korku sineması belirli bir olgunluğa, kaliteye erişirken amatörce yapımların gösterime girmesi; Türk korku filmi hayranlarının belirli yönetmenlerin filmleri dışındaki korku filmlerine bakışını değiştirmekte ve başarılı olabilecek, profesyonelce çalışılan yeni filmlerin de hasılatlarının düşmesine neden olmakta.  Hasılat oranlarına bakıldığında ne kadar reklam yapılırsa yapılsın kalitesiz bir filmin gösterime girdiğinde düşük hasılat yaptığı, bazense iyi bir filmin kalitesiz filmlerin arasında seyirciler tarafından “kalitesizdir” diye düşünülerek tercih edilmediği rahatlıkla görülebilmekte. Hiçbir filme yapılan emeğe ya da çabaya saygısızlık etmek istememekle birlikte, seyircilerin de bu amatörce çekilen filmlere maruz kalmasının bir hata olduğunu söylemek gerekir. Belirli bir kitlesi olan Türk korku filmi seyircisinin kaybedilmemesi için bu filmlerin dağıtım firmaları tarafından gösterime girmeden elemine edilmesi gerekiyor. Sinemanın bir sanat dalı olduğunun bu bağlamda hatırlanması ve bu yönde davranılması izleyiciler, dağıtım firmaları ile yeni ivme kazanmış olan bu tür sinemasının konumu ve geleceği  açısından önemli.

Yapımcı Zafer Kaya’nın Emre Kaya yönetmenliğinde çektiği İblis’in Oğlu 13. Vahşet filminden sonraki projesi olan Mel-un filminde yönetmen koltuğunda bu kez Mustafa Kara bulunuyor. İlk filmde yapılan hataların düzeltilmiş olacağına inanarak izlediğimiz filmin, ilk filmden de kötü olması üzüntü verici. Görsel efektler oldukça basit, makyajlar amatörce, dekor ve oyunculuk ise çok başarısız.

Filmin konusu tanıdık; köyde yaşayan bir kadına yapılan büyünün etkisiyle kadının torununa cinlerin musallat olması. Hikaye baştan sona dümdüz ilerleyen bir yapıya sahip olmakla beraber hiçbir sürpriz de içermiyor. Büyücü kadının makyajı, yaptığı ayin ve evinin dekorasyonu ise inandırıcılıktan oldukça uzak. Arapça, Türk korku filmlerinde kötülüğün ve büyünün simgesi olarak kullanılsa da, Arapça bilen izleyiciler öylesine konulan bu tür detayları okuduklarında çoğunlukla hüsranla karşılaşıyorlar. Mel-un filminde de bu etkiyi sağlamak amacıyla yazılmış, duvardaki Arapça yazının aslında “Allah” olduğu gibi. İçine cin giren kızın kabartılmış saçları ve kötü makyajı korkutucu olmaktan uzak. Arapça dua okunan sahnelerde okuma hataları öyle fazla ki; gerçekten kızın içine cin girmiş olsa bile kovulması mümkün değil. Filmde Türk korku filmlerinden alışık olduğumuz her öğe mevcut ancak hakkını veremeyecek şekilde.

Film komedi-korku kategorisinde sunulup, mizah içeren birkaç replik eklense en azından seyircinin beklentisini bir nebze olsun karşılaması muhtemel. Zira izleyicilerin korku filmine korkmak amacıyla gittikleri düşünüldüğünde müzik, çekim açıları ve sahnelerin ilerleyişi nedeniyle herhangi bir sürpriz ya da gerilim bulunmadığından, korku hissetmeleri bu yapım için söz konusu görünmüyor. Mel-un filmi, sloganı olan “Gördüklerinize inanamayacaksınız” cümlesini aynen seyirciye birebir yaşatan bir film. Gerçekten böylesini görmeniz mümkün değil.

Not : 2/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.