MORG (2017)

“Emin’in Hayaletleri “

İstanbul Media yapımcılığında çekilen Morg filminin yönetmenliğini Tuncer Gürbüz üstlenmiş. Senaryosu Özlem Çetin ve Halim Çetin’e ait olan filmin görüntü yönetmenliğini ise Adem Uğurlu yapmış. Filmin başrollerinde Emin Gümüşkaya, Cengiz Demir Öztürk, Gamze Pelin Gökçe, Banu Ölmez, Belgin Uzlu bulunuyor.

Türk korku sinemasında sürekli karşımıza çıkan cin musallatının yerini bu kez hayalet musallatı alıyor. Filmin konusunu eşini ve hamile kızını öldüren Emin’e, kızı Zehra’nın ruhunun musallat olması oluşturuyor.

Filmin büyük kısmı bir hastanenin morgunda geçiyor. Filmin baş karakteri Emin, bu hastanenin morgunda sahipsiz cesetlerin kimsesizler mezarlığına gömülmesi öncesi yıkama ve kefenleme işlemlerini gerçekleştiren bir çalışanını canlandırıyor. Emin’e bir hayaletin musallat olduğu; cin musallatına benzer şekilde kabus ve halüsinasyon görme, sinek, uyurgezerlik, elektrik voltajının yükselip alçalması gibi durumların oluşmasıyla gösteriliyor ve hayalet cin çarpmasına benzer şekilde boğma, delirtme ya da öldüresiye dövme benzeri intikam yollarına başvuruyor. Hayalet ayrıca intikamını almak için yaşayan karakterlerin ya da yeni ölmüş kişilerin bedenlerine girme yani bir possession durumu yaratarak da cinayetler işliyor.

Morg’un senaryosu birçok mantık hatası ve soru işaretini içinde barındırıyor. Filmde gece morgda çalışmanın ve kalmanın psikolojisi verilmeye çalışılırken doz kaçmış. Morg görevlisinin yıkama ve kefenleme işlemlerini her seferinde mesai saatleri yerine gece saatlerinde yapmayı tercih etmesi gerilimi arttırma çabasının çok göze batmasına neden oluyor. Sahipsiz cesetlerin imam olmadan ve duasız olarak, itina gösterilmeden gömülme sahneleri ise bu cesetlerin hortlamakta haklı olduğunu düşünmemize yol açıyor. Karnından bıçaklanan hayaletin korku unsuru yaratmak amacıyla yaralı ve kanlı suratla geziniyor olması ise acemice yapılan hatalardan bir diğeri. Filmin ilk 15 dakikasından itibaren çözdüğümüz Emin karakterinin vicdan azabı ve suçuyla ilgili seyircilerin kafasında oluşan sorulara dair filmin bitişinde beklenen detaylar açıklanmadığı gibi, Emin karakteri haricinde hayalet musallatına maruz kalan diğer karakterlerin ise hayaletin öç almasını gerektirecek suçlarına da değinilmiyor. Kısa film olması gerekirken çekiştirilerek uzun metraj olmaya zorlandığı hissi, birçok düşük bütçeli yapımda olduğu gibi Morg’da da karşımıza çıkıyor. Film uzatılmaya çalışılırken hikaye ve hikayenin başlangıç noktaları unutulmuş, ipin ucu kaçınca da cevapsız sorular artmış.

Filmin oyuncularının performansları maalesef yetersiz. Oyunculuklar zayıf olduğu gibi, diyalogların bir çoğu gereksiz olduğundan yapaylığı arttırıyor. Filmin müzik ve sesleri gerilim ile korku unsurunu başarılı şekilde uyanık tutsa da, gereğinden fazla kullanılmış. Düşük bütçeli bir yapım olan Morg, finalinde bitmemişlik hissiyle seyirciyi uğurluyor.

Sonuç olarak Morg, cinlerin özelliklerini hayalete evirerek farklılık yaratmaya çalışsa da, öyküsünü anlatmada yetersiz kalıyor ve başarısız yapımlar arasındaki yerini alıyor.

Not : 3/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.