MOTHER! (2017)

“Alegorik Bir Yolculuk”

Pi (1998), Requirem For a Dream (2000), The Fountain (2006), The Wrestler (2008), Black Swann (2010) filmleriyle hafızalarımızda derin izler bırakan Amerikalı senarist ve yönetmen Darren Aronofsky, yeni filmi Mother! ile izleyicileri sarsmak için geri döndü. İlk Gösterimi Venedik Film Festivali’nde yapılan Mother!, Filmekimi 2017’nin açılış filmi olarak seçildi. İlk gösteriminden itibaren hem sinemaseverleri hem de eleştirmenleri ikiye bölen filmin senaryosu diğer birçok filminde olduğu gibi Aronofsky’nin kendisine ait. Müziklerini ise Johann Johnnsson üstlenmiş. Başrollerinde Jennifer Lawrence, Javier Bardem, Ed Harris ve Michelle Pfeiffer’in yer aldığı filmin görüntü yönetmenliği Aronofsky’nin diğer filmlerinde de olduğu gibi Matthew Libatique’ya emanet edilmiş.

Filmin konusunu mutlu, sakin hayatlarını sürdüren bir çiftin ilişkilerinin, evlerine gelen bir grup davetsiz misafirle birlikte teste tabi tutulması oluşturuyor. Şair olan adam bir süredir yeni bir şey yazamamakta, kadın ise eşinin ailesinden kalma evin dekorasyonu ile ilgilenmektedir. Bir gece ansızın kapının çalınması ve tanımadıkları bir adamın kapıda belirmesiyle ilişkileri alt üst olur. Bir doktor olan yabancıya evlerini açmalarıyla kadının psikolojisi bozulacak ve hem evde hem de ilişkilerinde gerilim tırmanacaktır.

Kişisel alanı olarak gördüğü evine müdahalenin Jennifer Lawrence’da yarattığı gerilim, hayranlarını her şeyin ve herkesin üzerinde tutan yazar Javier Bardem’in film boyunca süren kayıtsızlığı, Ed Harris ve Michelle Pfeiffer’in kendi evlerindeymişçesine rahat davranışlarını yansıtan performansları Mother!’ın etkisini arttırıyor. Çiftin birbirleriyle ve davetsiz misafirleriyle yaşadıkları çatışma filmin gerilimini, kadının evle olan ilişkisi korku ile gizemi, kadının içinde olduğu psikolojik durum ise dramı ayakta tutuyor.

Mother!’da hız trenine binmiş gibi hissetmeyi sağlayan unsur, tüm bu farklı türlerin ahenkli bir uyum içerisinde birbirine eklenerek  iç içe geçmesi. Karakterleri yavaş yavaş tanıyıp çiftin yaşamıyla ve kişisel alanla özdeşleşirken düğüm noktasına gelindiği hissedilmiyor. Düğüm noktasına gelindiğinde ise hız treninin gelebileceği en son noktada olduğunu fark eden seyirci birden kendini hızla metaforlar denizinin içine düşerken buluyor. Aronofsky’nin Black Swann’ının düğüm noktasında da aynı kalp çarpıntısı ve boşluğa düşme hissi yüzeye çıkmaktaydı; ancak Mother!’da bu his daha keskin, daha derin ve daha şok edici yaşanıyor.

Mother! bir kibrit aleviyle başlayıp adeta öfkeli bir yangına; dini, mitolojik, sosyolojik, psikolojik, çağdaş ve siyasi imgelerin birleşimiyle birçok farklı alegorik okuma yapılabilecek sürreal bir fantastik yolculuğa dönüşüyor. Resim sanatına Hieronymus Bosch’un kıyametini canlandırmasıyla; edebiyata Dante Alighieri, Edgar Allan Poe, Shel Silverstein gibi yazarların hikayelerine atıflarla; sinemaya ise The Exterminating Angel (1962), Rosemary’s Baby (1968), Possession (1981), Lost Highway (1997), Antichrist (2009) gibi filmlere göz kırpmasıyla sanatın farklı dallarına göndermelerde bulunuyor. Mother! İncil ve Tevrat üzerinden Tanrı, Doğa Ana, Adem ile Havva, cennetten kovulma, Habil ile Kabil, büyük tufan, Meryem Ana ve İsa, çarmıha gerilme, kıyamet, sonsuz yinelenme üzerinden okunabildiği gibi bu detayları bilmeyen izleyiciler için ev istilası gerilimi ya da rüya mantığıyla oluşturulmuş kabuslar zinciri olarak da izlenebilir. Bir çiftin sade yaşamından, günümüz toplumunun tüketim eleştirisine geçildiği farz edildiğinde; sanatın, sanatçının ve sanat eserlerinin bir tüketim nesnesine dönüşümü ve sanatçının da topluma uyarak eserleri ile kendini bir tüketim nesnesine dönüştüyor olmasının eleştirisi olarak da görülebilir.

Sevginin ve fedakarlığın aşırılık durumunda yıkıcılığa dönüşümü izleyicilerin suratına adeta bir tokat gibi çarpan Mother!, metafor olarak kullanılan, kişisel alan olarak gördüğümüz evin yağmalanışı, dünyayı nasıl yok etmekte olduğumuzu etkileyici bir biçimde görselleştiriyor. Yaşam ve ölüm, düzen ve kaos, zihin ve beden, aydınlık ve karanlık, yaradılış ve kıyamet, sevgi ve sevgisizlik, cennet ve cehennem, yabancılaşma ve yalnızlık, ebeveynlik ve evlilik, yaratmak ve yaratıcılık, şöhret,  tanrı ve sanatçı kısacası insana dolayısıyla da toplum, din, sanat ve hayata dair her detay, filme farklı okumalar yapmayı mümkün kılan yaratıcı göstergelerle yerleştirilmiş.

Sonuç olarak Mother!; izleyen hemen her izleyicinin sert bulacağı, beğenen ve beğenmeyenlerin filmin çıkışında hararetli tartışmalar yapmasına neden olacak önermeleri bulunan, metafor kullanımı hayli yüksek, dahice tasarlanmış, baş döndürücü bir şaheser.

Not : 10/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.