NACİYE (2016)

“Bu ev benim!”

Türk Sineması’nda korku türüyle birlikte 2000’lerde ivme yapmaya başlayan, daha çok polisiye-gerilim türünde örnekler veren gerilim filmlerine, geçen sene gösterime giren 4 filmden sonra bu sene Naciye ile bir yenisi eklenmiş bulunuyor. Lütfü Emre Çiçek’in ilk uzun metraj çalışması olan ve psikolojik gerilim kategorisinde değerlendirilebilecek Naciye‘nin çekimleri Büyükada’da gerçekleştirilmiş. Filmin dünya prömiyeri Screamfest’te, Türkiye prömiyeri ise İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gerçekleştirildi. Filmin başrolünde Derya Alabora, Esin Harvey ve Görkem Mertsöz yer alıyor. Filmin senaryosu da yönetmeni Lütfü Emre Çiçek’e ait.

Uzun yıllardır oturduğu ev satışa çıkan ve bir şirket tarafından satın alınıp kiraya verilen Naciye adlı kadının, evini yeni sahiplerine bırakmak yerine cinayet işlemeyi göze alabilecek kadar evine bağlanmış olması anlatılıyor. Evin boş olduğunu sanarak kiralayan hamile Bengi ve kocası, yeni evlerine geldiklerinde evde birilerinin yaşadığına dair bir hisse kapılsalar da umursamazlar ve bu umursamazlıkları başlarını belaya bulaştırır.

Naciye’nin çocukluğu, evin geçmişi ve geçmişteki kiracıların yaşadıkları çapraz kurgular üzerinden anlatılsa da, filmin senaryosunda bulunan boşluklar ve çapraz kurgunun hatalı kuruluşu filmin bütün büyüsünü bozuyor. Giriş sahnesindeki cinayet oldukça kanlı bir başlangıç sağlıyor fakat, filmin bütününde ne yazık ki bu başarı devam edemiyor. Filmin büyük bir kısmının tek mekanda (evde) geçmesi ve cinayetlerin nedeninin çocukluktaki cinsel travmalara bağlı olması, Naciye’nin geçen sene gösterime giren Gassal filmine de yakın durduğunu gösteriyor. Ayrıca, The Hand That Rocks the Cradle (1992) ve İnside (À l’intérieur, 2007) filmlerinden alıntılar da yoğun olarak hissediliyor.

Filmin müzik seçimleri gayet başarılı olsa bile, konuşmalar sırasında gerilimin arttığı sahnelerdeki yüksek volume, gerilimin ve konuşmaların ilerlemesine engel olmuş. Adeta Misery (Ölüm Kitabı,1990) filmindeki Kathy Bates’in havasını yakalayan Derya Alabora’nın düzgün oyunculuğunun bile filmi kurtarmaya yetmediği ise çok açık. Kullanılan sevişme sahneleri, yönetmenin vermek istediği ölçüde rahatsız edici olmakla birlikte, filme bir şeyler katmaktan oldukça uzak. Naciye’nin psikolojisinin derinliği bulunmamakla birlikte, yeterli bilgi verilmeksizin seri cinayetlere yol açan duyguları yorumlamak ise seyirciye bırakılmış. Bunun yanı sıra, Naciye’nin annesiz kaldığı 14-16 yaş aralığından 65’li yaşına kadar geçen döneme ait filmde hiçbir kesit bulunmaması da ilginç.

Ayrıca hamile Bengi ve kocasının yaşantısına ait olan sahnelerin fazla olmasından ziyade, Naciye’nin psikolojisini açıklamaya dair sahnelere eğilinse çok daha başarılı olma olasılığı bulunan film, seyircilerin zihninde birçok soru kalmasına da neden oluyor. Yurtdışında benzer temalara ilişkin Dream Home (2010), Hide and Seek (2013) gibi oldukça başarılı örneklerin yanında Naciye, maalesef oldukça yüzeysel ve basit kalan bir film.

Not : 4/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.