NI LE CIEL NI LA TERRE (2015)

“Ne Yerde Ne Gökte”

Fransa-Belçika ortak yapımı, Clement Cogitore’nin ilk uzun metraj filmi olan Ni Le Ciel Ni La Terre‘nin senaryosu da kendisine ait. Kazak Productions’ın yapımcılığındaki filmin görüntü yönetmenliğinde Sylvain Verdet, başrollerinde ise Jeremie Renier, Kevin Azais, Swann Arlaud, Marc Robert, Finnegan Oldfield, Clement Bresson, Sam Mirhosseini bulunuyor.

2015 Cannes Film Festivali’nde Gan Foundation, 2015 Sarasota Film Festivali’nde Özel Jüri, 2015 İsveç Barış ve Aşk Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Oyuncu ödüllerini kazanan ve 2016 yılında gerçekleşen 15. If İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında ülkemizde gösterime giren film hakkında yönetmeni Clement Cogitore “Beklenmedik ve rahatsız edici gelişmelere yer vermek, böylece sanrının sınırlarında gezinen bir evrenle güçlü bir dramatik yapı arasında bir denge kurmak istedim” yorumunu yapmıştır.

Film, Afganistan’da görev yapan bir birliğe ait askerlerin tek tek ortadan kaybolmalarını konu alıyor. Birliklerinin geri çekilme vakti geldiğinde Yüzbaşı Antares Bonassieu ve taburu, bir gözetleme görevi için Wakhan Vadisi’nin en uçlarında, Pakistan sınırında bir yere konuşlanırlar. Bu gözetleme barakasında kalan askerler tek tek açıklanamayan bir biçimde kaybolmaya başlarlar.

Daha önce Amerikan yapımı The Objective (2008), Red Sands (2009), Nine Miles Down (2009) ve Fransa-Fas yapımı Djinns/Stranded (2010) filmlerine konu olan Doğu’daki askerlerin doğaüstüyle savaşına böylelikle bir film daha eklenmiş oluyor. Bu konuyu ele alan diğer filmlerin aksine korku öğelerini yok denecek kadar az kullanan film, gerilim ve dram ağırlıklı bir yapıya sahip.

Ülkemizle birlikte Doğu kültürlerinde de yer alan “incir ağacının altında uyunmaması gerektiği” inancı ve İslami literatürdeki “Ashab-ı Kehf” yani Yedi Uyurlar Efsanesi’ni merkezine alan filmde, çölün cinlere ait bir mekan olması da, diğer örneklere benzer şekilde bu filmde de vurgulanıyor.  Kaybolan askerlerin bölgedeki yerli halk tarafından kaçırıldığına inanan askerlerin sivil halka karşı uyguladığı şiddet ve askerlerin yöre halkının inançlarına saygı duymaması sonucu askerlerin savaşmadan kaybedilmesi ise oldukça başarılı olarak yansıtılmış.

2015 yapımı Ni Le Ciel Ni La Terre ile yukarıda bahsi geçen diğer filmlerde de politik alt metin olan Batı’nın Doğu’daki savaşlarına ait mağlubiyetlerin, doğaüstü unsurlar nedeniyle oluştuğu propagandasına devam ediliyor. Deliliğin sınırları, çaresizlik, yabancı bir ülkede düşman askeri olmak, yüzbaşının asker kaybetmesi gibi dramatik unsurlarla birlikte yöreye ait inançların doğaüstüyle harmanlanmasıyla oluşturulan film, Batı’daki Doğu korkuları üzerine çalışan sinemaseverlerin mutlaka izlemesi gereken bir yapım.

Not : 7/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.