“Bedeninizdeki Parazitlerden İlaçla Kurtulabilirsiniz Peki ya Hayatınızdakilerden?”

Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanan; FantasticFest, Hollywood Film Ödülleri, Sydney Film Festivali gibi gittiği festivallerden de ödüllerle dönen, ülkemizde ise ilk olarak Filmekimi2019 programında yer alarak gösterim şansı bulan Parasite (Gisaengchung), bu hafta sinema salonlarına dağıldı. Yönetmen koltuğunda Flandersui Gae(2000), Memories of Murder (Salinui chueok) (2003), The Host (Gwoemul) (2006), Mother (Madeo) (2009), Snowpiercer (2013), Okja (2017) gibi filmleri bulunan Bong Joon Ho oturuyor. Filmin senaryosunda ise Han Jin Won ile birlikte birçok filminde olduğu gibi kendi imzası buluyor.  Filmin oyuncu kadrosunda Kang-ho Song, Yeo-jeong Jo, Woo-sik Choi, So-dam Park, Seo-Joon Park, Sun-kyun Lee, Ji-so Jung, Jeong-eun Lee, Hye-jin Jang gibi isimler yer almakta.

Yarı zamanlı bir öğretmenin rahatsız olduğu köpek sesiyle harekete geçmesini işleyen Flandersui Gae; bir grup dedektifin genç kadınların tecavüz ve cinayetlerini araştırdığı Memories of Murder; Han Nehri’nden çıkan bir canavarın yaşattığı dehşeti işleyen The Host; bir genç kızın korkunç ölümünden sorumlu tutulan oğlunu aklamaya çalışan bir anneyi konu alan Mother; buzul çağında bir trende hayatta kalmaya çalışan insanları anlatan Snowpiecer; her şeyini riske ederek büyüttüğü ve en iyi arkadaşı olan Okja adlı canlıyı bir şirketten kurmaya çalışan küçük bir kızı konu edinen Okja’dan sonra yönetmen Bong Joon Ho, Parasite ile bu kez Kim ve Park aileleri üzerinden zengin-fakir arasındaki uçurumu usta bir dille sinemaya taşıyor.

Filmin konusunu bodrumdan hallice bir evde yaşayan Kim ailesinin, oğul Ki-woo’nun varlıklı Park ailesinin kızları Da-hye’nin özel öğretmeni olması sonrası başlarından geçenler oluşturuyor. Ki-Taek fakir ve işsiz bir adamdır. Karısı, oğlu ve kızıyla Seul’un arka mahallerinden birinde, böceklerin istila ettiği bir evde yaşamaktadır. Bir gün Ki-Taek’in oğlu Ki-Woo, son derece varlıklı bir ailenin evinde özel eğitmenlik işi bulur ve çok geçmeden kendi ailesi ile birlikte Park ailesinin hayatının bir parçası olmaya başlar.

Zıtlıklar üzerinden inşa edilen filmin, neredeyse her karesinde, titizlikle zıtlıklara yapılan vurguları hissetmek mümkün. Her türlü kurnazlık, dolandırıcılık hatta belgede sahteciliğe değin tüm kurnazlıklara yatkın fakir bir ailenin; hiçbir şeye kötü niyetle bakamayan, her konuda saflıkla her söylenene inanabilen saf bir zengin aileye parazit olarak yavaş yavaş sızma sürecini anlatırken, bu zıtlıklar üzerinden sistem eleştirisi yüklemeyi de ihmal etmiyor.

Alçak girişli bir dairenin, yüksekte kalan pencerelerinden hayata bakarken, bahçe peyzajı tam olan, tüm pencereleri yere kadar olan bir villanın pencerelerinden dünyayı gördükçe daha fazlasını istemenin hatta bunu hak ettiğini düşünerek hırslanmanın adım adım takibini yapabileceğiniz; tuvalette klozetin üzerinden başka birinin wi-fi’sine bağlanmaya çalışmak yerine her köşesi akıllı ev sistemiyle tasarlanmış bir evin içine dâhil olunca çıkıp kendi alçak girişine geri dönmek istememenin yarattığı içsel kaosun ikilemi ve yavaş yavaş başlayan istilanın kademe kademe ilerleyen hikâyesine tanık oluyorsunuz.

İnsanların sahip olma hırslarını ve doyumsuzluklarını, sınıf atlama çabalarını iki ailenin yaşadıkları evlerin, muhitlerin zıtlıklarıyla da pekiştirince harikulade bir şaheser çıkıyor ortaya. Senaryonun akışı, beklenmeyen sürprizler, yükseldiğini sandığın anda dibe vurmanın sarsıcı etkisi, kısacası hayatın tamamı filmin içerisine sanat yönetiminden kurguya, oyunculuktan mekân kullanımına değin ustalıkla yerleştirilmiş. Filmdeki oyuncuların özellikle de Kim ailesi bireylerinin performansları göz dolduruyor. Filmin içerisinde gülümsemeden gerilime, üzüntüden kahkahaya değin birçok duyguyu arka arkaya yaşıyorsunuz, tıpkı yaşam gibi.

Sonuç olarak Parasite; bu yılın Altın Palmiyesi’ne sahip, kült olmaya da aday, iyi bir film izlemek isteyenler için kaçırılmaması gereken, gösterimdeyken mutlaka izlenmesi gereken bir şaheser.

Not : 10 / 10

About The Author

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.

Related Posts