PERDE: AYN-I CİN (2017)

“Diğer Boyutlara Açılan Göz”

2015 yılında vizyona girmesi beklenen Perde: Ayn-ı Cin filminin gösterim tarihi 20 Ocak 2017 olarak açıklanmış, ardından 10 Mart 2017 tarihine ertelenerek bu hafta gösterime girme olanağı bulmuştur. Mad Motions Production yapımcılığında gösterime giren filmin yönetmenliği ve senaristliği Ediz Günay’a ait. Filmin müzikleri ve soundtrack şarkısı 21 Gram tarafından yapılan Perde: Ayn-ı Cin‘in çekimleri Antalya’nın Kemer, Alanya gibi çeşitli ilçe ve mekanlarında gerçekleştirilmiş. Filmin başrollerinde Orkun Özen, Uğur Dönmez, Burcu Ayhan ve Filiz Ger bulunuyor.

Filmin adından da anlaşılacağı üzere, Türk korku sinemasında sıklıkla kullanılan cin unsuru bu filmin de temelini oluşturuyor. Ancak Türk korku sinemasında çokça karşımıza çıkan cin-büyü ve cin-musallat konularından farklı bir yol haritası ile ilerliyor. Hong Kong-Singapur yapımı Gin Gwai (2002), Amerikan yeniden yapımı The Eye (2008) ve Hint yapımı Naina (2005) gibi filmin kahramanının geçirdiği göz ameliyatından yola çıkan film, çok yavaş ilerliyor ve hızlıca sona eriyor.

Film, başarılı bir korku yazarı olan Okan’ın ileri derece miyobundan kurtulmak için geçirdiği göz çizdirme ameliyatı sonrası, gözle görülmeyen varlıkları görmeye başlamasını anlatıyor. Perde: Ayn-ı Cin zekice bir hikaye ile yola çıkıyor olsa da, bu hikayenin senaryoya başarılı biçimde dönüştürülememesi, diyalogların günlük hayata benzer nitelikte olmaması (izleyicilere yönelik zoraki açıklamalar ya da monologlar şeklinde olması) filmin sık sık sekteye uğramasına neden oluyor. Filmin başrollerinde yer alan oyuncuların performansları gerçekçilikten uzak ve yer yer göze batar şekilde yapay. Hayalet ve cin gibi görünmeyen varlıkların iç içe geçtiği, geçtiğimiz yıl gösterime giren Ceberrut filmi kadar başarılı bir sentezi bu filmde görmek ne yazık ki mümkün olmuyor. Okan karakterinin, annesinin arkadaşının ölü kocasının yani ilk gördüğü görünmez varlığın hayalet mi yoksa karin mi (insanların cinleriyle birlikte doğduğuna dair inançta yer alan kişinin cini) olduğu açıklanmadığı gibi, kalp krizinden ölen birinin hayalet ya da cininin Okan karakterini neden korkutmak istediği de es geçilmiş.

Filme ait müzikler başarılı ancak müziğin fondan hiç eksilmemesi ve yer yer müziğin diyalogları bastırması, filmin izlenmesini yer yer güçleştiriyor. Ayrıca ses kayıtlarında ve kurgusunda da yer yer sorunlar fark ediliyor. Filmde yer alan korku unsurları maalesef müzik ve ses yükseltme aracılığı ile elde edilmiş. İlk yarısının gereksiz sahnelerle fazlaca yavaş ilerlemesinin aksine ikinci yarıda film aniden hareketleniyor ve sonlanıyor. Sıklıkla gösterilen yakın plan çekilen çay ya da rakı doldurma görüntüleri izleyicinin sıkılmasına ve bir çay ya da rakı reklamı seyrediyormuş gibi hissetmesine neden oluyor. Bazı sahneler de gereksiz uzunluklarda flashback amacıyla tekrar tekrar kullanılmış. Filmin ilk kısmında aralara serpiştirilen görsel efektler, ikinci kısımda neredeyse her sahnede karşımıza çıkıyor. Fazla amatör olarak göze çarpan görsel efektler, maalesef bir bilgisayar oyununda olduğunuz hissini uyandırıyor ve yapaylığı nedeniyle bir hayli başarısız.

Sonuç olarak, gösterime giren cin filmlerinde görmekten sıkıldığınız büyü-musallat konuları dışında cin soslu bir Türk korku filmi izlemek isterseniz beklentinizi yüksek tutmaksızın seyredebilirsiniz.

Not : 4,5/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.