POLAROID (2019)

“Flaş Patlarsa Ölürsün”

Geçtiğimiz yıl gösterime giren, yeniden çekim Child’s Play filminin yönetmenliğini yapmış olan Lars Klevberg’in ikinci uzun metraj filmi olan Polaroid’in senaryosunu Blair Butler kaleme almış. Pal Ulvik Rokseth’in görüntü yönetmenliğini yaptığı filmin müzikleri Philip Giffin imzası taşıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Kathryn Prescott, Tyler Young, Samatha Logan, Keenan Tracey, Priscilla Quintana, Mitch Pileggi gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu lanetli bir polaroid makine oluşturuyor. Bird bir lise öğrencisidir ve okuduğu okulda başkaları tarafından ezik olarak görülmekte, dışlanmakta ve her zaman yalnız takılmaktadır. Günün birinde çok eski, Polariod SX-70 marka bir fotoğraf makinesi bulur. Bu makinenin Polaroid tarzda fotoğraf çekme özelliği Bird’in çok hoşuna gider fakat çok zaman geçmeden bu makinede bir tuhaflık olduğunu fark eder. Çünkü kimin fotoğrafını çekerse o kişi çok geçmeden trajik bir şekilde hayatını kaybetmektedir. Televizyondan cep telefonlarına, video kasetlerden radyo yayınlarına, cep telefonu uygulamalarından telefonlara değin teknolojinin insanları avladığı ya da hayaletlerin insanları teknoloji ile köşeye sıkıştırdığı birçok korku filmi yapıldı ve yapılmaya da devam ediliyor. Teknolojinin ortaya koyduğu yenilikler arttıkça, korku filmleri de bu bağlamda yönlenerek evriliyor. Bütün bu gelişmeler ışığında, cep telefonu uygulamalarıyla insanları öldüren korku filmleri ile karşılaşmak hiç şaşırtıcı değil. Ancak daha önce yapılmış, özgün olmayan senaryolar bu dönemde halen izleyicileri şaşırtmaya devam ediyor, tıpkı Polaroid gibi. Antika bir teknolojik aletin laneti, özgün bir senaryonun teması olmaktan oldukça uzak.

Tayland yapımı Shutter (2004), onun yeniden yapımı Shutter (2008) filmlerinde olduğu gibi kamera ve laneti üzerinden ilerleyen film; Ringu (1998) gibi bir laneti barındırırken Final Destination (2000) gibi sırayla ölüme ilerleme düzeneğine de sahip. Daha önce karşımıza çok kez çıkan bir hikâyenin bu kez polaroid üzerinden ilerlemesinden başka bir özellik taşımadığı gibi, derinlikleri olmayan karakterler de filmin bitişiyle birlikte izleyicinin kafasından silinecek kadar sıradan.

Kırmızı toptan duvara yansıtılan dia fotoğraflara değin birçok korku klişesini barındıran film, geçen yıllarda artan Scary Stories To Tell in the Dark (2019) gibi lise yaşlarındaki gençlerin etrafında şekillenen bir yapım. Oyuncuların performansları da maalesef vasat.

Sonuç olarak Polaroid; geçmişte benzer başarılı yapımları almaksızın, sıradan alışılmış bir hikâye ile yola çıkan bu nedenle de yolda kalan bir korku filmi oluyor.

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.