Post-Modernist Anlayışta Sosyal Dışlanma

Uluslararası Disiplinlerarası Sosyal Bilimler Kongresi
IISIC 2012
ÖZET
Anayasal bir hak olan kişinin yaşama ve yerleşme özgürlüğü, sosyal hak kavramlarının başında gelir.  Rousseau’ya göre her insan özgür doğar ve bu özgürlükleri kaybetmemek için mücadele etmekle yükümlüdür. Kapitalizmin sınırsız yükselişi ile birlikte “beden”in birincil dereceden obje durumuna geçmesi ve gündelik yaşamın içerisinde bireylerin birbiri ile olan ilişkilerini soyutlar hale getirmesi sonucunu doğurur. Yaşamsal alanların bir hak olmasına karşın kullanılamaması, sosyal dışlanmayı gittikçe büyüyen bir halka haline getirmektedir. Toplumdaki değer yargılarının araçsal değerlerle birlikte salt üretim aracı olarak, emtia durumuna düşmesi elbetteki bunun nedenidir. Post-modernist anlayış; kitle iletişim araçlarının kimliği, gündelik yaşamın “prezentabl” kavramının içine yerleştirip, düzgün ve diri bedenler üzerinden giden kazançlar haline getirmesiyle, toplumsal ilişkileri, iş olanaklarımızı ve yaşadığımız çevreyi bize üretip yeniden sunmaktadır. Sunu teknolojisinin insan davranışları ve anlayışları açısından yeni bir tür dalga ırkçılık geliştirdiği küresel dünyayı betimleyen Rousseau’nun dünyasındaki toplum sözleşmesi değil yoksul ve çirkin’in sözleşmesi durumuna düşmüştür.Çalışmada, Foucault’un ve Eco’nun beden üzerine yaptığı çalışmalardan yola çıkarak elde edilen bulgular eşliğinde yoksulluk ve çirkinliğin, modern hayat içerisinde sosyal haklar ve insani bakış açıları bakımından ele alınmasına çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Yaşam hakkı, Anayasa, Yoksulluk, Çirkinlik, Dönüşüm, Rousseau, Foucault, Eco, Post-Modernizm

ABSTRACT

Individual’s right to live and settle in as a constitutional right heads the social right concepts. In Rousseau’s opinion, every individual is born free and is obliged to fight in order not to lose this freedom. In all studies regarding liberties, it is needed to question what the modern world brings in order to see into what the human body which is protected by the laws and religious readings is brought. The consequence of abstracting the individuals’ relations in daily life and body’s being a primary object is brought with the unlimited ascension of capitalism. Not being able to utilize the living areas although that is a right is making social marginalization a growing circle. Of course value judgment in the society becoming some commodities with the instrumental values is the reason of that. Post-modernist concept reproduces and reintroduces us our social relations, business opportunities and the place we live with mass circulation media putting identities into daily life’s “presentable” concept and making it a gaining upon smooth and youthful bodies. Rousseau describing a world in which presentation technology is creating a new wave of some kind of racism in terms of human attitudes and understanding, society agreement in Rousseau’s world has become the agreement of poor and ugly.

In this study, accompanied by the findings from Foucault’s and Eco’s studies on the body, how destitution and ugliness diffused to the districts in modern life will be approached in terms of social rights and humanistic aspect.

Keywords: Right to live, Constitutional Charter, Destitution, Ugliness, Transformation, Rousseau, Foucault, Eco, Post-Modernism

PDF Olarak İndirmek İçin Tıklayınız

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.