ŞAHIS 46 (2019)

“Son Ölen İlk Döner”

Karapaça Film yapımcılığında çekilen Şahıs 46 filminin yönetmen koltuğunu ilk uzun metrajlarıyla Çağatay Düz ve Ege Demirbüken paylaşıyorlar. Senaryosu da Düz ve Demirbüken’e ait filmin görüntü yönetmenliğini Murat Mammadov üstelenirken, müzikler Ali Kemal Eren imzası taşıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Hüseyin Ezgi Taşkın, Melis Tamtaş, Ramazan Mert Durak, Melisa Akpolat, Ata Cücen, Irmak Lüleci gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu çıktıkları yolun ıssız bir yerinde arabalarının bozulmasıyla yakındaki bir evin sahibinden yardım talep eden bir grup gencin hikâyesi oluşturuyor. Üç arkadaş gençlik festivaline gitmek için yola çıkarlar. Yolda yanlarına iki otostopçu alırlar. Araçları ıssız bir yerde bozulur. Yardım istemek için civarda ışığının yandığını gördükleri tek eve giderler. Evin sahibi yardım etmeden önce gençlere yemek hazırlar. Gençler yemekten sonra arabaya geri dönmek istese de ev sahibinin onları bırakmaya niyeti yoktur.

Türkiye’de yalnızca 20 lokasyonda gösterimde olan filmin, oyuncularının performanslarından çekim kalitesine değin amatörlük koktuğunu söylemekte yarar var. Türk Sineması’nda daha çok geçmişteki polisiyelerin ya da bir dönem yurtdışında çekilen filmlerin uyarlamaları ve az sayıda da olsa seri katil hikâyeleri ile ilerleyen gerilim türü, özellikle geçtiğimiz yıl Cebimdeki Yabancı (2018), Mahalle (2018), Mezarlık (2018), Tutsak (2018), Sessiz Ol (2018), Fenomen (2018) gibi yapımlarla ivmeye geçmişti. Bu gerilim filmlerinin de ana ekseni genellikle şiddet ve bilhassa amaçsız şiddet üzerine kuruluydu. Şahıs 46 da bu yapımların izinden gidiyor ve amaçsız şiddet içeren bir senaryoyu tercih ediyor.  Fakat dövüş sahnelerinde “Aman ayna kırılmasın” diye düşünerek kurbanın kafasının aynaya hafifçe vurulması ya da mücadele konseptli, güreşe benzer sahnelerdeki oyuncuların birbirini incitmemeye çabalayan danışıklı hareketleri de göze batınca, film tamamen elde kalıyor. Amatör yapımların sayısının artması ile “Ben de çekerim”ciliğin daha da baş göstermesi ve bunu takiben “Ben de çektim”lerin daha çok gösterime girmesi normal bir süreç fakat artan bilet fiyatları ve halihazırda zaten az sayıda izleyicisi bulunan korku ve gerilim türünün hasılatlarının bu yönelimler sonrasında olumsuz etkileneceği aşikar.

Şahıs 46’ya dönecek olursak; senaryodaki karakterlerden birini gömen katilin, biraz sonra gömdüğü cesedi çıkaracakmışçasına vücudun üzerine tabutvari bir tahta örttükten sonra toprak atması ve akabinde gerçekten o toprakları eşeleyip tahtayı açmasıyla içinden gömdüğü kişinin (hâliyle) sağ çıkması, karakterlerin son ana dek şüphelendikleri hâlde tek tek tuzağa düşmeleri, bir gece kalacakları evde duş yapmaya kalkacak kadar cesur olmaları gibi birçok handikap barındıran senaryo ayrıca kopukluklara da sahip. Bu kopukluklara neden olan en önemli unsurlar arasında, karakterlerin amatörce tasarlanmış oluşu da yer alıyor. Katilin ve misafir ettiği beş yolcunun karakterleri ve dolayısıyla zor durumlarda yaptıkları tercihlerin alt yapılarının doğru oturtulmayışı, üstüne üstlük oyunculukların da sınıfı geçememesi ile afişteki albeniyi beyazperdeye yansıtamayan bir yapım karşımıza çıkıyor.  Öyle ki, gerilim filmlerinde hele hele ki amaçsız şiddet içeren filmlerde önemsenmesi gereken noktalar inandırıcılık ve katilin karakterindeki netlikler iken, bu filmde bunların tamamen göz ardı edilmesi izleyiciler için gerilimsiz bir gerilim filmi atmosferi oluşmasına neden oluyor.

Son zamanlarda çıkan birçok amatör ya da vasat filmde olduğu üzere, yapımcıların bir şekilde filmde görünmeyi tercih ettiği yapımlar arasına da adını yazdıran, 71 dakikaya gereksizce uzatılan sahnelerle evrilmiş olan Şahıs 46’nın yapımcısı Naci Düz’ü filmde Başkomiser rolünde de görmek mümkün.

Sonuç olarak Şahıs 46, bu yıl gösterime giren New York in New York ve Kalpten Gerdanlık sonrasında üçüncü Türk gerilim filmi oluyor ancak zaten halihazırda fazlaca izleyicisi bulunmayan gerilim türünün kan kaybetmesine neden olacak kadar başarısız bir yapım olarak amatör filmler arasındaki yerini hızla alıyor.

Not: 3 / 10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.