SAKLAMBAÇ: ÖLÜM OYUNU (2017)

“10’dan Geriye Sayarken”

Blackwell Production yapımcılığında çekilen Saklambaç: Ölüm Oyunu filminin yönetmeni, Mayıs ayında gösterime giren Sinsiran: Yasak Aşk filmini de çeken Samet Çakırtaş. Görüntü yönetmenliğini Ulaş Zeybek’in yaptığı filmin senaryosu Hatice Toprak ve Yılmaz Aydın’a ait. Filmin başrollerinde Yusuf Karakuyu, Ali Akgöl, Beyza Geçeci, Buse Naz Çınar, Ceren Müftüoğlu ve Hatice Öztürk bulunuyor.

Üniversite öğrencisi bir grup genç, hafta sonu tatilini geçirmek üzere civar köylerden birine doğru yolculuğa çıkar. Yolculuk sırasında yolda başlarına gelen esrarengiz bir olay yüzünden araçları çamura saplanır. Aracı saplandığı yerden kurtarmak için yardım istemek üzere bir eve giren gençler, girdikleri bu evde hiç tahmin etmedikleri bir olayla karşı karşıya kalırlar. Neler olup bittiğini anlamaya çalışan gençler kendilerini bir ölüm kalım savaşının tam ortasında bulurlar. 5 arkadaşın nefes kesen kurtulma mücadelesi birbirinden sürprizli olaylara sahne olan bir maceraya dönecektir.

Filmin çekim kalitesi, renk düzenlemesi, kurgusu gibi teknik detaylar yönetmenin önceki filminde de olduğu gibi benzer yapımlara göre başarılı. Sanat yönetimi de mekan tasarımında orta kıvam bir iş çıkarmış. Oyunculuklar yer yer yapaylaşsa da orta şekerli. Ali Akgöl’ün öldürülme sahnesi gerçekçi ve inandırıcı çekimiyle filmin geneli içerisinde öne çıkıyor.

Saklambaç: Ölüm Oyunu filmi, merkezine kişilik bölünmesini alıyor. Yepyeni bir hayata başlansa dahi zamanla kişinin gerçek benliğiyle, gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini vurgularken, bu yüzleşmenin sonuçlarıyla başa çıkmanın zorluğunu da yansıtmaya çalışıyor. Filmde kötülüğün istenilerek yapılmayan bir şey olduğu, yapılan eylemin doğruluğuna duyulan inançla kötülüğün var olduğu belirtiliyor. Filmde bir profesörün ders verme sahnesi ile aktarılan bu bilgiler sonrasında, yapmaması gereken şeyleri yaparak insanlara zarar veren küçük kız çocuğuna odaklanılıyor. Kız çocuğunun bu davranışlara neden başvurduğu, anne-babasının tüm uyarılarına rağmen neden devam ettiği, kan mı içtiği yoksa insan eti yemekten mi hoşlandığı, köy halkı tarafından neden uğursuz görüldükleri gibi birçok soru açıklanmayarak izleyici bu kafa karışıklığıyla başbaşa bırakılıyor.

Hikaye psikolojik-gerilim zeminiyle Avrupa ve Amerikan Sineması’ndaki örneklerine benzer biçimde özgün olma düsturuyla yola çıkmış olsa da, maalesef senaryoya başarılı biçimde yansıtılamamış. Gereksiz uzatılan sahnelere, tekrar sahneleri de eklenmiş. Bu durum da aslında kısa film olacak bir senaryonun çekiştirilerek uzatılmış hissi vermesine neden olmuş.

Filmin bir diğer özelliği ise Türk korku sinemasında sıklıkla karşılaştığımız ancak gerilim filmlerinde fazla kullanılmayan, “gerçek bir hikayeden yola çıkılmıştır” açıklamasıyla sunulması. Filmin sonunda olayın gerçek kişilerine ait fotoğraflarla birlikte açıklamalar da bulunuyor.

Sonuç olarak Saklambaç: Ölüm Oyunu; psikolojik gerilimden hoşlananlar için biçilmiş kaftan, ancak beklentinizi yüksek tutmamanızda fayda var.

Not : 5/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.