THE INVISIBLE MAN (2020)

“Görünmeyeni Görünür Kılmak”

The Invisible Man, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Görünmez Adam’ın yönetmen koltuğunda Insidious: Chapter 3 (2015), Upgrade (2018) filmlerinin yönetmenliğini yapmış olan Leigh Whanell oturuyor. Önceki yönetmenlik deneyimlerinde olduğu gibi bu filmin de senaristliğini Whanell’in kendisi üstlenmiş. Görüntü yönetmenliğini Upgrade filminde olduğu gibi Stefan Duscio’nun üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Elisabeth Moss, Oliver Jackson-Cohen, Harriet Dyer, Aldis Hodge, Storm Reid, Michael Dorman, Benedict Hardie, Renee Lim gibi isimler bulunuyor.

H.G. Wells’in ünlü eserinin yeni bir uyarlaması olan The Invisible Man, zengin bir bilim insanı olan eşinden kendisine taciz ve şiddet uyguladığı için ayrılan Cecilia Kass’in, eşinin intiharı sonrası kendisine yüklü bir miras bıraktığının bildirilmesiyle yaşadığı dehşetengiz olayları çevresine kanıtlama ve nihai bir şekilde bu durumdan kurtulma mücadelesini konu ediniyor. Zengin ve akıllı bilim adamıyla şiddet dolu ve denetleyici bir ilişkide kısılıp kalan Cecilia Kass, bir gece kocası Adrian’ı ilaçla uyutarak kaçar. Kız kardeşi, çocukluk arkadaşları ve onun genç kızının yardımlarıyla saklanarak ortadan kaybolur. Ama Cecilia’nın tacizkâr eski kocası intihar edip engin servetinin büyük bir bölümünü kendisine miras bıraktığında Cecilia ölümünün bir aldatmaca olduğundan şüphe duymaya başlar. Bir dizi tuhaf tesadüf ölümcül bir hal alıp sevdiklerinin hayatını tehdit ettiğinde Cecilia, umutsuzca kimsenin göremediği biri tarafından takip edildiğini çaresizce kanıtlamaya çalışırken kendi akıl sağlığı bozulmaya başlar.

İlki 1933 yılında aynı adla uyarlanan The Invisible Man, daha sonra Returns, Revenge gibi uzantılarla da uyarlandığı gibi; ülkemizde 1955 yılında Görünmeyen Adam İstanbul’da; dizi olarak 1958-1959 yılları arasında ve 1976 yıllında birçok kez sinemaya ve televizyona uyarlandı. Birçok sinefilin aklında kalan en iyi uyarlamalardan biri ise Paul Verhoven’ın yönettiği, Hollow Man adıyla 2000 yılında gösterime giren versiyon olmuştu.

2020 yapımı yeni versiyon, diğer uyarlamalar gibi görünmezliği bulan bir bilim insanı nedeniyle bilimkurgu altyapısı içerse de diğer versiyonlara kıyasla neredeyse hiç laboratuvar ortamı görmediğimiz, deneylere şahit olmadığımız; yalnızca delirmiş bilim insanından kaçan eşine odaklandığımız için bilimkurgu yerine gerilim atmosferi film boyunca ağır basıyor. Diğer versiyonlara nazaran görünmezliğin tedirgin ediciliği, odada bizim dışımızda birini fark ettiğimiz ancak göremediğimiz anların verdiği rahatsızlık hissi üzerinden gerilimi tavan yaptıran akışıyla doğaüstü korku filmlerinde de “göstermeden yeterince gergin seyirciler elde edilebileceğinin” altını çiziyor. Yönetmen bilimkurgunun tadına doyurduğu Upgrade sonrasında, bilimkurguya az göz kırparak gerilime yoğunlaşıyor. Genellikle görünmez adamın gözünden izlediğimiz bilindik hikâyeyi, bu kez kadının yani kurbanın gözünden izliyoruz. Görünmezliğin formülünü bulmuş bir dehânın, silah sanayinde trilyonlar kazanabileceği bu keşfini, kıskançlık sarmalında, kendisinden kaçan karısını yalnızlaştırmak ve topluma karşı paranoyak göstermek adına kullanışını izliyoruz.

Özellikle son dönemlerde, yalnızca ülkemizde değil, tüm ülkelerde giderek artan “kadına karşı” şiddetin, kocasından ya da bir erkekten şiddet gören kadınların yetkilileri ikna edememesi ve onların sözlerine güvenilmemesi; görünmeyen kocasının kadının yeniden kurmaya çalıştığı hayatına musallat oluşu üzerinden veriliyor. Paranormal Activity (2007) gibi görünmeyen bir doğaüstü güç tarafından yerden yere vurulmak, battaniyenin uyuyan kişi üzerinden çekilmesi, doğaüstü güç tarafından öldürülen birilerinin suçunun kadının üzerine kalması gibi birçok doğaüstü korku klişesi, bu filmde yerinde ve başarılı bir biçimde izleyicilere sunulmuş. Bu bağlamda karşısındakinin görünmese de insan olması yani alt edilebilir olması da filmi doğaüstü korkulardan ayıran temel nokta olmuş.

Sonuç olarak The Invisible Man, yeni versiyonuyla bilimkurguyu çok da sevmeyen izleyicileri bile çekecek, gerilimin film boyunca Cecilia karakteriyle birlikte seyircileri de esir aldığı, kendisini görünmeyenin değil de kurbanın gözünden izleten başarılı bir yapım.

Not : 8 / 10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.