THE NIGHT EATS THE WORLD (2018)

Dominique Rocher’ın ilk uzun metrajı olan The Night Eats The World, Türkçe adıyla Gece Dünyayı Yuttuğunda Pit Agarmen’in aynı adlı romanından uyarlanmış. Orijinal adı La nuit a dévoré le monde olarak geçen filmin görüntü yönetmenliğini Jordane Chouzenoux üstlenirken, müzikler David Gubitsch imzası taşıyor. Filmin başrollerinde Anders Danielsen Lie, Golshifteh Farahani, Denis Lavant, Sigrid Bouaziz, David Kammenos bulunuyor.

Fransa’nın arka planda olduğu filmler düşünüldüğünde 2000 sonrasındaki yapımlar arasından, efsanevi simya taşını arayanların Fransa’nın yeraltı dehlizlerinde kaybolduğu As Above So Below (2014); yine Fransa’nın yeraltı dehlizlerinde yaşadığına inanılan canavarların saldırısına uğrayanları konu edinen Catacombs (2007) ve antoloji mantığıyla birçok yönetmenin kısa filmlerinden oluşan Paris, Je t’aime (2006) akla geliyor. Fransa’yı korku atmosferi içerisinde karşımıza çıkaran son film olan The Night Eats The World ise kıyamet sonrası temalı, kapalı mekân filmlerinden biri.

Filmin konusuna gelecek olursak; Sam, eski kız arkadaşı Fanny’den kalan eşyalarını almaya gittiğinde büyük bir sürprizle karşılaşır. Kız arkadaşı, bir parti vermektedir. Geceyi orada geçiren Sam, uyandığında büyük bir salgının tüm Paris’i kapladığını görür. Yalnızlık içinde geçen sonraki günleri haftalara, haftaları aylara döner. Müzik yaparak ayakta kalabilen Sam, yepyeni bir varoluş deneyimi yaşar.

Anders Danielsen Lie, filmin tüm yükünü büyük bir başarıyla sırtlanıyor ve 93 dakikalık filmin neredeyse 70 dakikasına yakın süreyi tek kişilik performansıyla ilerletiyor. Sam’ın başlangıçta dünyada tek yaşayan insan olma fikriyle geçirdiği zamandan aldığı keyif, haftaların geçmeye başlamasıyla yalnızlığa ve sıkılmaya dönüşüyor.

Filmin içerisinde yer alan solo bateri ile perküsyon sahneleri oldukça başarılı ve filmi diğer kıyamet sonrası zombi filmlerinden ayıran unsur olarak dikkat çekiyor. Geçtiğimiz haftalarda gösterime giren It Comes At Night (2017) ya da Netflix tarafından çekilen Cargo (2017) gibi The Night Eats The World de korkudan ziyade dram içeriyor. Hayatta kalmanın, yalnızlığın ve kapana kısılmışlığın farklı göstergeleri film boyunca sembolik olarak karşımıza çıkıyor. Bu kez müstakil bir ev ya da sığınak gibi bir mekân yerine bir apartman seçilmiş. Diğer kıyamet sonrası zombi filmlerinin çoğunda olduğu gibi bu filmde de kıyametin ya da zombi salgınının nasıl ortaya çıktığına değinilmese de bu filmin başlangıcını tamamlayacak olan Roman Chassaing tarafından çekilen Passengers (2018) adlı bir kısa metraj korku filminin yapım aşamasında olduğu bilgisini de not etmekte fayda var.

Sonuç olarak The Night Eats The World korku severleri çok tatmin etmeyecek ancak Cargo gibi terk edilmişlik, yalnızlık, izole edilmişlik hissi gibi sorunların kıyamet sonrası bir dünyada insan doğası üzerindeki etkilerini dram ağırlıklı izlemek isteyenler için biçilmiş kaftan.


KÜNYE

Yönetmen: Dominique Rocher

Senaryo: Jeremie Guez, Guillaume Lemans, Dominique Rocher

Oyuncular: Anders Danielsen Lie, Golshifteh Farahani, Denis Lavant, Sigrid Bouaziz, David Kammenos

Müzik: David Gubitsch

Görüntü Yönetmeni: Jordane Chouzenoux

Kurgu: Isabelle Manquillet

Ülke: Fransa

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.