THE OFFERING (2016)

“Güneşin altında yeni bir şey yok”

Dabbe (2005) serisinin ilk filmi ile Japon benzeri Kairo (2001), Amerikan yeniden yapımı Pulse‘a (2006) benzer bir alt metni bulunan The Offering filminin yönetmeni ve senaristi Kelvin Tong. Filmin başrollerinde Matthew Settle, Elizabeth Rice, Pamelyn Chee, Elizabeth Lazan ve Adrian Pang bulunuyor.

Genç ve başarılı bir gazeteci olan Jamie, kız kardeşi Anna’nın ani intiharındaki gizemi çözmek üzere Singapur’a hareket eder. Singapur’daki araştırmaları Jamie’nin kız kardeşinin intiharına benzer birçok intihar vakasıyla karşılaşmasına neden olur. Jamie bu sırada bir de Anna’nın kızının, annesinin öldüğünü kabullenmemesi ve annesinin 7 gün sonra geri döneceğine olan inancıyla baş etmek zorunda kalır. Böylelikle Jamie kendisini kız kardeşinin kocası ve kızıyla birlikte şeytani, doğaüstü bir güçle çarpışırken bulur. Bu şeytani güç yeni teknolojiyi kullanarak antik misyonunu tamamlamaya çalışırken Jamie ve yanındakiler bu güce karşı harekete geçerler.

The Exorcist (1973) filminden bu yana Amerikan Sineması tarafından sıklıkla kullanılan Hıristiyan propagandasının oldukça yoğun olarak hissedildiği The Offering’de, Japon Sineması’ndan dünyaya yayılan teknolojinin kıyameti getireceği korkusu filmin temelini oluşturuyor. Dabbe filminde Karacadağ’ın kıyamet alameti olarak gördüğü “örümcek ağı” olan internet, bu filmde de şeytanın dünyaya yayılmak için seçtiği yol olarak kullanılmış. Semavi dinlerde ortak olarak değinilen “yozlaşmış toplumların yok olması” miti bu filmde Babil Kulesi üzerinden yansıtılmış.

Filmde hayaletlerden lanetli eve, kıyametten şeytana değin birçok korku unsuru beraber kullanılıyor. Bunun yanı sıra J-Horror olarak bilinen Japon korku filmlerinde son dönemde oldukça yoğun kullanılan cep telefonu, televizyon gibi teknolojik araçlar yerine Kairo ve benzerlerinde karşımıza çıkan internet, korku ögesi olarak başrolde yer almış. Beyaz ses olarak bilinen radyo dalgalarının White Noise (2005) ya da Ringu (1998) filmindeki kullanımlarına benzer bir bakış açısını film boyunca hissetmek de mümkün. İnternet korkusuna Hristiyan korkusu olan kıyamet ve şeytan bir araya gelerek eşlik edince oldukça keyifli bir sentez oluşmuş.

Yalnız hem merak uyandırıcı hem de farklı bir konu üzerinden senaryo kurulmasına rağmen film aynı yaratıcılık, gerilim ve gizemle akamıyor. Filmde yer alan klişeler seyirciler için oldukça alışılmış olduğundan, final bölümü önceden tahmin edilebilir bir seyirde ilerliyor. Şeytanın başrolde olduğu Hristiyan propaganda filmlerinin olmazsa olmazı olan şeytan çıkarma sahneleri The Offering‘de oldukça yapay ve başarısız. Bu sahneler yaratıcı bir senaryoyla başlayan filmin klişelere boğularak sonlanmasına neden olmuş.

The Offering için izleyiciye şaşırtıcı yeni bir şey sunmuyor demek doğru olur. Hatta Hristiyan inancından yani filmin propaganda aracı olarak kullandığı İncil üzerinden bir alıntı yapacak olursak; “Nihil Nove Sub Sole”(güneşin altında yeni bir şey yok) denilebilir.

Not : 5/10

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.