“Bir Tutam Alien, Bir Tutam The Abbys…”

Love (2011), The Signal (2014) filmlerinin yönetmenliğini; Caught in The Crossfire (2010), Level 26: Dark Prophecy (2010), Wreckage (2010), House of The Rising Sun (2011), Crave (2012) gibi filmlerin ise görüntü yönetmenliğini yapan William Eubank, Underwater filminin yönetmen koltuğuna oturmuş. Hikâyesini Brian Duffield’in yazdığı filmin senaryosu ise Brian Duffield ile Adam Cozard’a ait. Görüntü yönetmenliğini Bojan Bazelli’nin yaptığı filmin başrollerinde ise Kristen Stewart, T.J. Miller, Jessica Henwick, Vincent Cassel, John Gallagher Jr., Mamoudou Athie ve Gunner Wright bulunuyor.

Filmin konusunu şiddetli bir deprem sonrası hasar gören yeraltı sondaj istasyonunda hayatta kalmaya çalışan çalışanların mücadelesi oluşturuyor. Mahsur kalan bir grup su altı araştırmacısı, aylar boyunca su yüzeyinin kilometrelerce altında yaşarken; denizin altında korkmaları gereken bambaşka bir şey ortaya çıkacaktır.

Filmin çekimleri ve görselliği başarılı olmasına karşın, başta Kristen Stewart olmak üzere oyuncuların performanslarının oldukça düşük olduğu söylenebilir. Teknolojinin verdiği avantajla görselliğe sığınan filmin hikâyesi maalesef oldukça tanıdık olduğundan, izleyici açısından herhangi bir tahmin edilemezlik içermiyor. Alien (1979), The Abbys (1989), The Descent (2005), Life (2017) gibi filmlerin birleşiminden oluşan bir senaryoya sahip olan film, kısaca tanımlanacak olursa sualtında geçen bir alien filmi. Özellikle Kristen Stewart’ın canlandırdığı Norah karakterinin; Sigourney Weaver’ın canlandırdığı Ripley gibi giyinip, onun gibi davransa da başarısız bir taklit olmasına tanık oluyoruz. Filmin klostrofobik atmosferi nedeniyle nefes alamıyor hissine kapılsak da hikâye tanıdık olduğundan gerilmek ya da korkmak pek de mümkün olmuyor.

İnsanların doğaya ne denli zarar verdiklerini filmin içerisinde birkaç cümlede duysak da ana karakter makine mühendisi Norah’ın arkadaşlarının intikamını almak adına McGyver gibi çalışarak alet edevat üretmesi ve hırslanması filmde yer alan doğaya zarar verdiğimiz gerçeğini örtüyor. İnsanların uzayda koloni kurmaya çalışırken yaratıklara yem olduğu, bulunmamaları gereken yerlere gidip sondaj yaptıkları ya da girilmemesi gereken mağaralara girip telef olmaya başladıklarında kendilerinde hak gördükleri intikam hissi, bizim doğa karşısındaki en önemli meselemiz aslında. Başka birine ait bölgeye girip zarar gördüğümüzde intikam peşine düşmek yerine pişmanlık duymayı ve vicdan azabı çekebilmeyi öğrenebilmeliyiz insanlık olarak.

Sözün özü Underwater; bilindik bir hikâyeyi, bilindik filmleri hatırlatacak sahneler üzerinden yeniden kurgulayan ancak artı olarak teknolojiyi ve görselliğini kullanan eğlencelik bir yapım.

Not : 6 / 10

About The Author

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.

Related Posts