7 – YEDİ (2022)

“Biraz Ondan Biraz Bundan…”

Zeki Sincar Production yapımcılığında İstanbul’da çekilen 7 – Yedi filminin yönetmen koltuğunda korku türündeki Mühr-ü Cin (2019) ile Ceberruh (2020) ve gerilim türündeki Sekiz (2018) filmlerinin de yönetmenliklerini yapmış olan Buğra Kekik oturuyor. Senaryosunu da yönetmen Kekik’in kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini de yine yönetmen Kekik üstlenmiş. Filmin oyuncu kadrosunda ise Reha Özcan, Ayşenil Şamlıoğlu, Nalan Olcayalp, Berrin Arısoy Akhasanoğlu, Kemal Başar, Hakan Bilgin, Selahattin Taşdöğen, Cansu Senem, Ayşe Lebriz Berkem, Tuncay Gençkalan, Hande Öğüt, Dilara Büyükbayraktar, Kerim Altınbaşak, Altuğ Acar, Şevki Özcan, Gülşah Büktür, Can Arduç, Gülsüm Odabaş, Özge Dolay, Begüm Şen, Erol Erarslan, Tevfik Yapıcı, Mehmet Güneş, Cavit Özer, Burcu Büşra Sezgin, Eylül Naz Salih, Muhammet Kınık, Seçil Gülen Komi gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu yedi farklı karakterin birbiriyle bağlantılı hikâyeleri oluşturuyor. Ölmek üzere olan bir kadının son anlarındaki sözleri ile başlayan seride, kayıp bir kitabı arayan İngiliz bir kadın, eski sevgilisine zorbalık etmeye çalışan bir genç, yaşadığı kötü şeylerin üstüne aşık olan genç bir kadının karşılıksız aşkı, canlı bomba olarak kendisine yapılanlardan dolayı intikam almaya çalışan bir adam, oğlunun pisliğini temizlemeye çalışan bir anne – baba ve yıllar sonra cezaevinden çıkan bir kadının geçmişte yaşadıkları ve tüm bunların birbiri ile bağlantılı olayları anlatıyor.

7 – Yedi; Yaşamak, Kayıp Kitap, Sahafın Oğlu, Siyah Beyaz, Bomba, Başlangıç ve Sonuç olmak üzere 7 ayrı hikâyeden, bu şekilde isimlendirimiş bölümlerden oluşuyor. Her bölümün oyuncuları farklı ama bir şekilde her bölüm de zoraki de olsa diğerleri ile bağlantılı. Bu oyunculardan Hande Öğüt ve Tuncay Gençkalan’ı yakın zamanda gösterime giren No:26 Ölüm Çığlığı (2022); Erol Erarslan’ı geçen hafta gösterime giren Şeytanın Kitabı (2022); Muhammet Kınık’ı Mühr-ü Cin (2019) ve Fabrika (2020); Seçil Gülen Komi’yi Ceberruh (2020), Sekiz (2018) ve Fabrika (2020); Nalan Olcayalp’ı yine geçen hafta gösterime giren Şeytanın Kitabı (2022) ve daha önceki yıllarda gösterime giren Cin Azabı (2019); Berrin Arısoy Akhasanoğlu ile Reha Özcan’ı Sekiz (2018); Dilara Büyükbayraktar’ı Siccîn 6 (2019) ve Senarist (2016) filmlerinden hatırlıyoruz. Oyuncu performansları genel olarak başarılı olsa da farklı bölümlerin farklı kamera ve ses ekipmanları ile çekilmiş olması maalesef filmin gerçekçiliğini olumsuz yönde etkileyen unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

Yönetmen Kekik’in daha önce gösterime giren Sekiz (2018) filmine benzer bir hikâye ile Ümit Ünal’ın ödüllü filmi Aşk, Büyü, vs. (2019) filminden bu filmde esintiler görmek mümkün. Yönetmenin Mühr-ü Cin (2019) filminde karşımıza çıkan ancak bu dönemi atlattığını düşündüğümüz beden teşhirini vurgulayacak kamera açılarına geri dönmüş olması ise ilerleme yerine gerilemeye giden bir yönetmen sineması oluştuğu izlenimi veriyor. Oyunculara göre bazı bölümlerin gerçekçi bazı bölümlerin ise vasat olduğu filmde izleyicinin herhangi bir karakterle özdeşleşme sağlayabileceği kamera açıları ve duygusal motivasyon yaratılamadığı için, her seferinde başka birinin yaşadığı farklı bir acı ya da hüznü yaşayamadan başka bir hikâyeye geçerek ilerlemek zorunda kalınıyor. Zira omuz plan kullanmak yerine çoğu zaman boy plan kullanmayı tercih eden yönetmenin bu seçimi dramdan gerilime romantizmden gizeme değin izleyiciyi sürüklemesi gereken dinamik yapıyı sağlayamaması ile sonuçlanıyor.

Filmin hikâyesi iyi olsa da bazı bağlantılar çok zoraki kurulmuş. Filmdeki trafik kazası ve finalde yer alan mektup ile bağlantıların açıklanmasının sağlanması gibi önemli virajlar Sekiz (2018) filmiyle fazlasıyla birbirine benzer yapılar taşırken, filmin içerisinde geçen “911’i aramak” ya da “Cahit Sıtkı Tarancı’nın 35 Yaş Kitabı var mı” ise sahnelerin hatalar olsa dahi tekrar alınmaksızın bitirildiğini, izleyicilerin bunu fark etmeyeceklerini düşündüklerini gösteriyor. Zira ülkemizde 911’in muadili olarak kullanılan numara 112 ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın 35 Yaş kitabı her kitapçıda var ancak filmdeki cinayet sahnesinde geçen baskısı her yerde yok…

Sonuç olarak 7 – Yedi; sinemamızda görmek istediğimiz bir hikâye anlatısını sağlasa da, yönetmenin inatla vazgeçmediği beden teşhiri, sahne tekrarı almamamın yarattığı sorunlar ve izleyiciye vermek istediği duygusal dönüşümleri yaşatamaması nedeniyle vasat bir yapım olmaktan ileri gidemiyor.

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.