AKIL BOZAN (2021)

“Seyir Bozan Teknik Sorunlar…”

Skypic Films ve Nazin Medya ortak yapımcılığında çekilen Akıl Bozan filminin yönetmen koltuğunda Doğuş Arslan oturuyor. Senaryosunu Muammer Maden’in kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda ise Kafir: Cühenna Cin Kabilesi (2018), Astral Seyahat (2019) ve Kiki: Lanet-i Cin (2020) filmlerinden hatırlayacağımız Elif Çapkın; Fabrika (2020)’da oynayan Tolga Bengü; Hashtag (2020)’den anımsayacağımız Ergülcan Akıncıoğlu’nun yanı sıra Emel Başkan, Seçil Çiftçi, Haydar Bilim, Ali Orhun Köseoğlu gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu kendilerine verilen bir görevi yerine getirirken işlerin yolundan çıkması sonucu bir ruh hastası psikopatın eline düşen bir kadın ile erkeğin başına gelenler oluşturmaktadır. Ortağıyla birlikte bu durumdan kurtulmak isteyen genç kadın, korkunç işkencelere maruz kalacaktır. İstihbarat teşkilatına girmeyi kendine hedef edinmiş iki genç Derin ve Tarık, tüm testleri geçmiştir. İstihbarat Teşkilatına girebilmek için son aşama olarak bir test kalmıştır. Bir odada yedi gün boyunca zaman geçirmeyi kapsayan bu testte kapısı açık olan bu odadan çıkmamaları gerekmektedir. Odanın içinde acil durumda kullanmak için bir telefon, kırmızı bir koltuk, odayı aydınlatmak için ahşap oyma bir abajur, yedi gün boyunca yetecek yiyecek ve içecek bulunmaktadır. Odadan kim çıkarsa çıksın, kim telefonu kullanırsa kullansın ikisi de elenecektir. Ve test başlamıştır…

Kötü bir kamera kalitesi ve kötü kadrajlar ile başarısız ve yapay oyunculukların birleştiği, ses kurgusu sırasında konuşma seslerinin üzerine bindirilen bitmek bilmez fon müziği nedeniyle diyalogların zor anlaşılır olduğu yapımda kullanılan bu bitmeyen fon müziği de filmin türü olan gerilime uygun olmayan ve gerilim etkisi vermeyen bir melodi seçimiyle taçlandırılmış. Bazı sahnelerde fon müziğinin son ses konulduğunun farkına varmadıklarından olsa gerek, oyuncuların kendi kendilerine konuştukları görünmesine rağmen sesin olmaması ve bu sırada fon müziğinin ise ‘cayır cayır’ akmaya devam etmesi de seyir keyfini bozan etmenlerden biri oluyor. Sonradan seslendirme yapıldığına yönelik mikrofon sesinin açılıp kapanması ve ara sıra oluşan derin sessizlikler de ses kurgusunun oldukça kötü olduğunun en önemli belirtilerinden bir diğeri.

Oyunculara filmi doldurmak adına verilen boş boş tavana ve etrafa bakma, odanın içinde anlamsız şekilde yürüme gibi mizansenlerle film çekiştirilerek uzatılmaya çalışılmış. Mekân ücretinden tasarruf etmek adına Derin ve Tarık’ın ayrı evlermiş gibi çekilen ev görüntülerinin ise aynı evin farklı odaları olduğu dikkatli gözlerden kaçmayacaktır. Üstelik Derin’in çıktığı oda kapısının sokak kapısı gibi gösterilmesi de cabası. Normalde 5 dakikada verilebilecek göreve çıkma hikâyesi filmi uzatmak adına, aynı odada ileri geri yürüme, valizle sokak boyunca yürüme, sokakta kaybolana dek çekime devam etme gibi “zekice” planlarla çekiştirilerek 15 dakikaya çıkarılmış.

Başta Elif Çapkın ve Tolga Bengü olmak üzere filmdeki oyuncuların hepsinin performansları oldukça yapay ve inandırıcılıktan uzak. Üstelik yedi gün boyunca çıkmamaları gereken odadan ilk dakikada çıkarak mutfağa giren Derin karakterinin buzdolabına baktıktan sonra tuvalete de bakması sonrası odaya geri gelmesine rağmen filmin burada bitmemesi de içler acısı bir durum oluşturuyor. Zira filmin bu sahnesinden sonra o ana dek ‘odadan çıkmama’ üzerine kurulu diyalogların ‘evden çıkmama’ şekline evrilmiş olması da cabası. Filmin genelinde ise aynı diyalogların ve mizansenlerin tekrar tekrar yaşanması nedeniyle film maalesef akmaktan çok uzak. Benzer şekilde tek mekânda geçen yerli gerilim filmleri Tutsak (2018) ya da Deney (2020)’nin aksine tek odaya sıkıştırılması gereken şeyler yeni bir mekân tasarlamak yerine format olarak 1 oda, 1 mutfak ve 1 banyoya dönüştürülmüş, haliyle de bütçe dostu olmaya yönelik bu girişimler de inandırıcılıktan fazlasıyla uzaklaşılmasına neden olmuş.

Bunlara ek olarak başka bir teknik aksaklık ise ışıklandırma. Bir sahnede ışık vuran alan, diğer kamera açısına geçildiğinde karanlık görünüyor. Bu da bütçesiz çekildiği zaten fazlasıyla belli olan filmin tek kamera ve tek ışık kullanılarak çekildiğinin de göze batmasına neden oluyor. Derin karakterinin ağzının bantlanamadığı sahnede, tekrar çekim yapmamak adına bandın sadece alt dudağa yapışıp üst dudağa yapışmayı bırakın değmediğini belli etmemek adına verdikleri çabayı tüm filmin çekimleri sırasında verseler belki seyir keyfinden söz edilebilen bir yapım ortaya konulabilirmiş. Ayrıca “4. Gün” ve “6. Gün”ü belirtmek amacıyla konulan “4 Gün” “6 Gün” yazılarında noktanın kullanılmaması da özensizliğin boyutunu gözler önüne seriyor.

Sonuç olarak Akıl Bozan; kısa metraj olarak iyi bir ekipman, bütçe ve oyuncularla çekilse başarılı olabilecek ancak bu haliyle seyir keyfinden uzak başarısız bir yapım.

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.