AVCI: İLK KEHANET (2021)

“Türk Sinemasına Fantastiğin Dönüşü”

Covid-19 pandemisi sinemaseverlerin uzun bir süre salonlardan uzak kalmasına neden olurken, karanlıkta kalmaya alışkın olan sinema koltukları aylar boyunca seyircilerden mahrum kaldı. Geçtiğimiz hafta sinemaların açılmasıyla birlikte sinemaseverler ve sinema salonları birbirine kavuşurken, filmler de seyircilerle buluşmak adına tarih alarak gün saymaya başladı. 1 Ekim 2021 tarihinde seyircilerle buluşacak olan Avcı: İlk Kehanet’i filmin yönetmeni Onur Aldoğan ile özel bir gösterimde izleme şansı yakaladım. İki ay sonra gösterime girecek olan filmi yönetmeninin de izniyle sahneler kafamda tazeyken yazıyorum.

OnnMedya yapımcılığında İstanbul’da çekilen Avcı: İlk Kehanet filminin yönetmen koltuğunda Şeytan Geçidi En Hara (2018), Sir-Ayet (2019) ve Cin Azabı (2019) filmlerinin ve Aralık’ta gösterime girecek olan Lain (2020) filminin de yönetmenliklerini yapmış olan Onur Aldoğan oturuyor. Filmin görüntü yönetmenliğini Çağatay Uysal ile yönetmen Aldoğan’ın üstlendiği, yapımcılığını ise H. Hakan Eren’in yaptığı filmin oyuncu kadrosunda ise Gürbey İleri, Ferzan Hekimoğlu, Bülent Çetinaslan, Levent Sülün, Turabi Çamkıran, Filiz Cercis, Turgay Baydur, Yalın Cengiz, Vahdet Çakar, Aylin Eren gibi isimler bulunuyor.

Üçleme olacak ilk filmin konusunu bir kehanetin bir araya getirdiği avcı Phaldor ve arkeoloji öğrencisi Melis’in kendilerini dünyanın kaderini belirleyen olayların içinde bulmaları oluşturuyor. Dünyaya gelen yaratıkları avlayarak cehenneme gönderen Phaldor’un yolu, bir kazı sırasında bulunan ve kıyametle bağlantılı olan bir madalyonu bulan arkeoloji öğrencisi Melis ile kesişir. Kıyameti önlemek ve dünyayı kurtarmak için Phaldor ve Melis’i zor bir mücadele beklemektedir.

Çekimleri oldukça başarılı olan filmin oldukça geniş de bir mekân yelpazesi de bulunuyor. Amerikan filmlerinde görmeye alıştığımız metruk, grafiti çizili duvarları olan, yeraltı dehlizlerini ya da fabrikaları hatırlatan borularla dolu tünellerin bulunduğu mekânlarda çekilen kovalamaca sahneleri Türk Sineması’nda alışkın olmadığımız türden bir aksiyon sunuyor.

Yönetmen Aldoğan’ın imzası niteliğinde sayılabilecek, önceki Şeytan Geçidi En Hara (2018) ve Sir-Ayet (2019) filmlerinde kullandığı özel efektli cin tasviri, bu filmde de cehennemden gelen canavarlar olarak karşımıza çıkıyor.

Filmin tek handikabı başrollerde yer alan Gürbey İleri ve Ferzan Hekimoğlu’nun karakterlerine girememiş olmaları. Yan rollerde yer alan Levent Sülün, Yalın Cengiz, hatta Turabi Çamkıran gibi oyuncular inandırıcılığa oldukça yakın performans gösterirken, başrollerde yer alan isimlerin sahnelerinde diyalogların tekrarlandığı, hatta yer yer repliklerini unuttukları hissediliyor.

Türk Sineması’nda 1960’lı ve 70’li yıllarda artarak karşımıza çıkan, avantür olarak da adlandırılan yabancı film uyarlamaları Görünmeyen Adam İstanbul’da (1955), Klink İstanbul’da (1967), Yılmayan Şeytan (1972), Üç Dev Adam (1973), Süpermen Dönüyor (1979), Dünyayı Kurtaran Adam (1982); masal uyarlamaları olan Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (1970), Sindirella Külkedisi (1971), Ayşecik ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde (1971) gibi yapımlar; çizgi romandan uyarlanan Tarkan: Gümüş Eyer (1970) ve Tarkan: Altın Madalyon (1973) gibi filmlerin ardından komedi türüyle birleştirilerek çekilen Arkadaşım Şeytan (1988), G.O.R.A. (2004), Güneşin Oğlu (2008), A.R.O.G. (2008) ya da çocuklara yönelik olan Çocuk (2008), Hititya: Madalyon’un Sırrı (2013), Gamonya: Hayaller Ülkesi (2020) gibi ara sıra karşımıza çıkan filmler dışında fantastik türüne dâhil edebileceğimiz yapımlar Türk Sineması’nda sıklıkla karşımıza çıkmıyor. Bunun nedenleri fantastik filmlerin kostüm, dekor, görsel efekt gibi yüksek bütçe gerektirmesiyle açıklanabileceği gibi yapımcıların hasılatın yapımın maliyetini çıkaramayacağı endişesi nedeniyle tercih edilmediği kanaatine de varılabilir. Avcı: İlk Kehanet izleyicileri 1970’li yıllardaki avantürlerin aksiyonu ile masal uyarlamalarındaki masalsı hikâyeyi birleştirerek Amerikan Sineması’nda rastladığımız yapımlarda ya da 15 sezon boyunca birçok dizi-severin takip ettiği Supernatural dizisindeki gibi bir atmosferle sinema salonunda buluşturuyor.

Sonuç olarak Avcı İlk Kehanet; eksikleri olsa da uzun zamandır başka ülkelerin sinema ve televizyon yapımlarında keyifle izlediğimiz ancak kendi sinemamızda eksik olan bir açığı kapatacak üçlemenin ilk filmi olmasıyla izlenme şansını hak ediyor.

NOT : Avcı’nın bilgisayar oyununun da geliştirilme aşamasında olduğunu ve üçlemenin ilk filmiyle birlikte satışa sunulması için çalışmaların sürdürüldüğünü de eklemekte fayda var.

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.