DREAMKATCHER (2020)

“Düş Kapanı ya da Kâbus Çeken”

Dreamkatcher, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Düşkapanı, yönetmen Kerry Harris’in ilk uzun metraj filmi. Daha önce Grip and Electric (2016) ve :Dryvrs (2015-2017) dizilerinde 5-6 bölüm yönetmenlik yapmış olan Harris, filmin hikâyesini yazarken, senaryo Dan V. Sea tarafından kaleme alınmış. Filmin görüntü yönetmenliğini George Weiser üstlenirken müzikler Joseph Bishara imzası taşıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Radha Mitchell, Henry Thomas, Finlay Wojtak-Hissong, Lin Shaye, Jules Willcox gibi isimler bulunuyor.

Şehirden uzak bir yere hafta sonu tatili için giden Gail, üvey oğlu Josh ile uyum sorunu yaşamaktadır. Kocasının Gail ve Josh’u yalnız bırakıp şehre gitmek zorunda kalmasıyla, Gail için işler daha da zorlaşır. Geceleri kâbuslar görmekte olan Josh, bir gün komşusundan kâbuslardan koruyacağını duyduğu antika bir tılsımı çalmasının ardından bambaşka bir kişiliğe dönüşür. Josh, korkunç bir varlığın etkisi altında kalarak Gail’i öldürmek istemektedir. Gail, gizemli komşusu Ruth’un yardımıyla birlikte bu beladan, ölüm olmadan kurtulmaya çalışacaktır.

Eski Kızılderili inanışlarına göre kâbus görmeyi engelleyen bir muska olan ‘dreamcatcher’ yani ‘düş kapan’ları günümüzde dekorasyon objesi olarak evlerde ve kafelerde sık sık kullanılıyor. Stephen King’in aynı adlı romanından uyarlanan 2003 yapımı Dreamcatcher’da düşkapanı uzaydan gelen kötülüğü durduran bir tılsım durumundayken, Dreamkatcher filminde öncelikle kâbusları durdurur gibi gözüken ancak insanlara gösterdiği rüyalar üzerinden onları kontrol ederek dünyaya geçmeye çalışan doğaüstü bir kötülüğün kaynağı olarak temsil ediyor.

Öz annenin daha önce öldürüldüğü evde hafta sonunu üvey anne ile geçirmek zorunda kalmanın yarattığı travmalar, babanın uzakta oluşu, şehirden uzak bir bölgede ormanın içerisinde olmaları, kâbuslar görülen gecelerin gündüzlere yorgunluk olarak yansıması gibi etmenleri çatışma olarak kullanan film, daha önce benzerlerini gördüğümüz birçok lanetli nesne filmlerine yeni birini ekliyor. Bu tip filmlerde sürekli karşımıza çıkan çocuk psikoloğu olan Gail ile parapsikolojiye ve doğaüstüne inanan Ruth’un inanç-bilim çatışması ise sıkıcı boyutlara varıyor. Son yıllarda Lin Shaye; Insidious (2010), Insidious: Chapter 2 (2013), Grace: The Possesion (2014), Quija (2014), Insidious: Chapter 3 (2015), Tales of Halloween (2015), Abattoir (2016), Quija: Origin of Evil (2016), The Black Room (2017), Insidious: Last Key (2018), The Final Wish (2018), Gothic Harvest (2019), The Grudge (2020) gibi birçok korku filminde sıklıkla oynaması nedeniyle artık inandırıcılıktan hayli uzak, üstelik bu kadar fazla filmde boy göstermesine rağmen performansı da diğer oyunculardan çok daha düşük kalıyor.

Sonuç olarak Dreamkatcher, düş kapanlarını korkutucu bir nesneye dönüştüremediği gibi, izleyicileri de tatmin edemeyerek sınıfta kalıyor.

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.