SEKİZ (2018)

“Gördük, Duyduk, Biliyoruz…”

HM Productions yapımcılığında çekilen Sekiz filminin yönetmen koltuğunda Mühr-ü Cin (2020) ve 15 Ekim 2021 tarihinde gösterime girecek olan Ceberruh filmlerinin de yönetmenliğini yapmış olan Buğra Kekik oturuyor. Senaryosunu da yönetmen Kekik’in kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini İman Tahsin üstlenirken, filmin müzikleri ise Murat Tuğsuz imzası taşıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Müjde Uzman, Hakan Yusufoğulları, Reha Özcan, Turgay Tanülkü, Berrin Arısoy, Aydan Akboğa, Tolga Evren, Gizem Terzi, Suna Selen, Aybike Turan, Cavit Özer gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu üzeri bir avukat aracılığıyla kapatılan ve bir sır olarak saklanan ölümlü bir kazanın sekiz yıl sonrasında, olaya dahil olan şarkıcı Hande ve sevgilisi Berk, Hande’nin iş adamı babası Doğan ve çiftliklerinin kahyası Hüseyin, fotoğrafçı Nehir ve Ezgi, avukat ve yardımcısı Bekir olmak üzere herkesin kendisini hedef tahtasında bulduğu bir gizem ve intikam hikâyesi oluşturuyor. Babaları bir kaza sonucu ölen Burcu ve Cihan sıradan bir hayat sürmektedir. Bir gün kapılarına 8 yaşlarında Veysel adlı bir çocuğun gelmesiyle hayatları alt üst olur.

Filmin öyküsü Amerikan slasher filmlerinden oldukça tanıdık olmasına karşın, oyuncuların performansları gerçekçi ve inandırıcı. Özellikle iki kardeşi canlandıran ve filmi omuzlayan Müjde Uzman ve Hakan Yusufoğulları karakterlerine o denli ısınmış ve uyum sağlamışlar ki, giriştikleri bu intikam cinayetlerinde ne kadar amatör olduklarını da başarılı biçimde yansıtmayı başarıyorlar. Avukatı canlandıran Reha Özcan ve Hüseyin’i canlandıran Turgay Tanülkü göz kamaştırırken, şarkıcı Hande’yi canlandıran Gizem Terzi ve sevgilisi Berk’i canlandıran Tolga Evren başlangıçta yer alan kısa sahnelerinde fazlasıyla başarılılar. Filmin inandırıcılığını sekteye uğratanlar ise Hande’nin babası Doğan ile 8 yaşlarındaki Veysel. İkisinin oyunculuklarının yapaylığı, o sahnelerde filmi sekteye uğratıyor. Berrin Arısoy başlangıçta başarılı bir çizgi sunsa da filmin finaline doğru yapaylaşıyor. Oyuncular bazı durumlarda yönetmene “Bunu yapmam saçma olur, şöyle yapsak daha iyi olabilir” gibi öneriler sunabilmeliler, ki Berin Arısoy da fular konusunda bence yönetmenle konuşmalıydı.

Gizem ve gerilim öğeleri içeren film, ilk yarısında temposunu yüksek tutarak gerilim ve gizemi izleyiciye bol kepçeden verirken, ikinci yarıda ise filmin dramatik ibresi ağır basıyor. Daha önce yönetmen Kekik’in çekmiş olduğu Müh-ü Cin (2020) oldukça başarısız bir yapımdı. İki filme bakılıp karşılaştırma yapıldığında yönetmenin bu filmde başarılı olmasının belki de iki sırrı var; iyi oyuncularla çalışmak ve kendi film türünü bulmak… Bu film gösteriyor ki yönetmen Kekik, korku sinemasında ne kadar başarısızsa, gerilimde bir o kadar başarılı.

Filmin handikapları yok mu; tabii ki var. Bazı sahnelerde ışığı doğru ayarlayamadıkları için ışık seyircinin gözüne patlıyor, bazı sahnelerde ise olması gereken netlik sağlanamamış. Filmin çözüm sürecinde gösterilen geriye dönüş yani flashback sahneleri daha kısa ve daha iyi kurgularla bağlanabilirmiş. Bir de Suna Selen’in anne değil anneanne ya da babaanne olması daha doğru olurmuş. Tabii spoiler vermeden sadece izleyenlerin anlayabileceği şekilde ifade edeceğim bir detay ise, babaları ölmüş olan çocuklar bütün bu süre zarfında neredeydi? Keşke buna dair küçük, minicik bir açıklama diyaloglar arasında olsaymış; böylelikle hikâye çöpe gitmezmiş.

Unutmadan eklenmesi gereken bir detay daha var o da şarkılar. Hande Ateş’e ait iki şarkı filmin içerisine öyle güzel yerleştirilmiş ki, başka filmlerde klip gibi sonuna dek reklamı yapılan şarkılar gibi sakil durmamış. Yeri geldiğinde kısılıp yeri geldiğinde sesi açılan iki şarkı da oldukça güzel parçalar, çıkınca tekrar dinlemek istemeniz olası.

Sonuç olarak Sekiz; slasher severlerin keyif alabilecekleri bir yapım olmakla birlikte, başta Müjde Uzun olmak üzere oyuncuların performansları için izlenmeye değer bir yapım.

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.