SHADOW IN THE CLOUD (2020)

“Gizli Dokümanlar, Gremlinler ve İt Dövüşü…”

Palm Springs Uluslararası Film Festivali’nde “İzlenecek Yönetmen” ve Toronto Uluslararası Film Festivali’nde Geceyarısı Çılgınlığı Bölümü “Grolsch People’s Choice” Ödülleri’ni kazanan Shadow in The Cloud, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Buluttaki Gölge, filminin yönetmen koltuğunda Roseanne Liang oturuyor. Senaryosu yönetmen Liang ile Max Landis tarafından kaleme alınan filmin görüntü yönetmenliğini Kit Fraser üstlenmiş. Müzikleri Mahuia Bridgman-Cooper imzası taşıyan filmin oyuncu kadrosunda ise Chloe Grace Moretz, Nick Robinson, Beulah Koale, Taylor John Smith, Callan Mulvey, Benedict Wall, Byron Coll, Joe Witkowski Liam Legge, Asher Bridle gibi isimler yer alıyor.

Filmin konusunu çok gizli belgeleri uçakla getirme görevi verilen WAAF subayı pilotun uçağın içinde kötü bir varlık keşfetmesi oluşturuyor. WAAF subayı Maude Garrett’a, İkinci Dünya Savaşı sırasında önemli bir görev verilir. Pilot olan Garreta’dan gizli belgeleri, mürettebatın tamamı erkeklerden oluşan bir savaş uçağında taşıması istenir. Uçuş sırasında peşlerinde olan diğer savaş uçakları ile zorlu bir mücadeleye girişen Garrett, çok geçmeden uçağın içinde herkesin hayatını tehlikeye atabilecek kötü bir varlık keşfeder. Maude yalnızca kendi ve ekibin hayatını kurtarmak için çalışmakla kalmayacak aynı zamanda taşıdığı önemli belgeleri korumak için de mücadele edecektir.

Büyük bir kısmı özel efektlerle gerçekleştirilmiş olan film; ataerkil dünyaya kafa tutan bir yapısı olmasına ve erkeklerin dünyasında sıkışmış olan kadın kavramını başarılı metaforlarla izleyiciye aktarmasına rağmen, gökyüzünde savaş sırasında bir yarasa-fare-maymun karışımı bir gremlinle birlikte it dövüşü yapılması gibi sadece aksiyon yaratmak adına kurgulanan anlamsız sahneler nedeniyle vermeye çalıştığı alt metinleri de sekteye uğratıyor. Verdiği feminist mesajlar film için fazla didaktik olduğundan izleyiciyi kendine bağlamak yerine kendinden soğutuyor.

20. yüzyılın başında, başlangıçta uçakların ve daha sonra diğer makinelerin süreçlerdeki ve operatörlerindeki arızaları açıklamak için icat edilmiş folklorik bir yaratık olan Gremlin’in ortaya çıkmasıyla birlikte gerilim ve korku atmosferini sağlamaya çalışan film, maalesef Gremlins (1984) fanlarını kendine çekmek yerine benzer kutupların birbirini itmesi kanununa nazire yaparcasına kendisinden hızla ve oldukça uzağa iten bir yapıya sahip. Chloe Grace Moretz’in başarılı bir performansı dahi senaryonun zayıflığını örtmeye yetmemesinin yanı sıra filmin finalinde yer alan twiste dair mantık hataları ise üzerine konuşulamayacak kadar sorunlu.

Sonuç olarak Shadow in the Cloud; ciddi bir feminist söylem ve başarısız bir senaryo ile yola çıkan ancak gökyüzünde iken mazotu biterek yolda kalan bir yapım.

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.