ZEHŞİN CİN-İ MUSALLAT (2022)

“Yerli Korku Sinemasının Musallatları…”

Kültür Bakanlığı’nda BMS Film’e kayıtlı olan ancak Box Office’te yapım şirketi Aria Films olarak görünen, çekimleri Sakarya’nın Akyazı İlçesi’ne bağlı Dokurcun Köyü’nde gerçekleştirilen, adı ilk olarak Zehşin Cin Aşk Büyüsü olarak duyurulan ancak gösterime girerken Zehşin Cin-i Musallat olarak güncellenen filmin yönetmen koltuğunda Cin Deresi: Müsfer (2019) ve Mefruh: Vahşet-i Cin (2021) filmlerinin yönetmenliğini; Müsfer: Cin Kabilesi (2021) filminin ise senaryo yazarlığını yapmış olan İlker Tunçay oturuyor. Senaryosunu da Tunçay’ın kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda ise Kabus (2018) ile Müsfer: Cin Kabilesi (2021) filmlerinden hatırlayacağımız Engin Kahya; Mefruh: Vahşet-i Cin (2021)’de oynayan Gökçen Derbeder ve Berk Güldoğan’ın yanı sıra Gürkan Erduvan bulunuyor.

Film, uzun yıllar önce ayrıldığı köyüne babasının ölümü sonrası geri dönen Esra’nın başına gelen paranormal olayları konu ediniyor. Bir gece telefonuna gelen babasının ölüm haberi ile köyüne gitmek zorunda kalan Esra, köye gitmesiyle birlikte kendini tuhaf olayların ortasında bulacaktır.

Çekim kalitesi oldukça kötü olan filmdeki sorunlar silsilesi, yatakta uyurken gelen telefon sahnesi ile başlıyor. Ses kurgusunun kaymış olması ve sahnelerdeki konuşmaların tekrar etmesi, görüntü-ses senkronizasyonun bulunmaması gibi hususların başladığı bu sahne sonrasında ise birilerinin Yusuf karakterini izlediği izlenimi uyandıran çekim açılarına geçiliyor. İşin doğrusu, daha giriş sahnelerinde yerdeki bira şişesinin bir sonraki sahnede bulunmaması, telefonun yanında uzaktan kumanda olmadığı halde sonraki sahnede uzaktan kumanda bulunması gibi sadece 5 dakikalık bir sekansta dahi birçok devamlılık hatası bulunan filmin birçok sahnesinde de görüntü ya geç netleniyor ya da hiç netlenmiyor. Ters ışıktan çekilen sahneler izleyicinin gözüne vururken, bazı sahnelerde kameranın değişmesi ile oluşan renk farkları ise cabası… Film boyunca tekrar eden diyalogların yanı sıra Esra’ya yalan söyleyerek arabanın bozulduğu gerekçesiyle köyde tamirci aramaya çıkan Esra’nın sevgilisi bir sonraki gün gerçekten arabanın bozulduğunu söylediğinde Esra’nın buna şaşırmaması ya da sorgulamaması gibi birçok senaryo problemi de barındırıyor. Üstelik Ökkeş karakterini aramaları gerektiğini diyaloglarla verdikleri sahneden beş dakika önce Ökkeş karakterini aramaya çıkmaları da ciddi bir kurgu hatası olarak göze çarpıyor. Bahsi geçen bu sorunların hepsi Box Office’de 67 dakika ancak Kültür Bakanlığı’nda 55 dakika görünen, izlerken ise jenerik vs. çıkarıldığında 45 dakikaya inen bu yapımda bulunuyor.

Filmin adıyla ilgili de birkaç söz söyleyecek olursak; ilk duyurulan adının uzantısında “Cin Aşk Büyüsü” olan filmde herhangi bir büyü söz konusu olmamakla birlikte bir musallat durumu söz konusu. Ancak bu musallatın da neden kaynaklandığına kafa patlatmak istenilmemiş olacak ki buna dair bilgiler izleyiciye verilmiyor ve film izleyici açısından “Ne izledim şimdi ben?” sorusuyla bitiyor. Tıpkı BMS Film’e kayıtlı olup Aria Films adıyla dağıtımı yapılan Mefruh: Vahşet-i Cin (2021) ve Müsfer: Cin Kabilesi (2021) filmlerinde olduğu gibi…

Sonuç olarak Zehşin Cin-i Musallat; 60 dakikadan kısa olması nedeniyle aslında orta metraja dahil olan ancak sinema tekniklerini barındırmayan bir yapım.

Gizem Şimşek Kaya

İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olan Şimşek, yüksek lisansını İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Anabilim dalında ve doktorasını Marmara Üniversitesi Radyo-TV, Sinema Anabilim dalında “Sinemada Korku Ve Din: 2000 Sonrası Amerikan Ve Türk Filmlerinde Cin Unsurunun Çözümlemesi (Eleştirel Kuram Ve Göstergebilimsel Metodoloji Çerçevesinde)” adlı teziyle tamamlamıştır. Sinemada eleştirel kuram ve inançlar, Türk korku sineması, sinema ve halkbilim üzerine çalışmalar yapmakta olup bu konular üzerine birçok ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır.